Üçkuyu (Değle)

Karaman merkeze bağlı köy.

37° 25′ 53,349” kuzey ve 33° 7′ 0,915” doğu koordinatlarında yer alan köy, Süleymanhacı, Karacaören, Madenşehri, Kılbasan, Ortaoba ve Kisecik köyleriyle komşudur.

Karaman’ın kuzeybatısında yer alan köy 29,3 km uzaklıktadır.

Köyün bulunduğu yerin rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 1.386 m’dir.

Köyün “Yassıtepe” adında bağlısı bulunmaktadır.

Köye 8 km’den daha yakın 3 köy bulunmaktadır. Madenşehri 4,28 km, Süleymanhacı 5,87 km ve Ortaoba 7,64 km’dir.

Köyün etrafında Güdüksivri, Çamdağı, Uluçeşme, Hoduldede Dağı, çeşmesi, Mihalicik Kalesi, Mihaliç, Çandar’ın kal’ası vardır.

Değle Örenyeri (Tescil ve Karar No: 13.11.1976-A-193); köyün sınırları içerisinde bulunan, Değle Örenyeri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsisli olan örenyeri içerisinde 5 adet Bazilikal Plânlı Kilise, 1 adet Piskoposluk Sarayı, 1 adet manastır, 6 adet şapel (küçük kilise), din görevlileri ve hizmetkârların yaşadığı çok sayıda konut kalıntısı bulunmaktadır.

Yerleşke içerisinde Bizans (Doğu Roma) dönemine ait ana kayaya açılmış mezarlar (chamosorion) ve mezar kapakları ile tepenin doğu yamaçlarında kesme tasla inşa edilmiş kırma çatılı oda mezarlar yer almaktadır. Değle Ören Yeri’ndeki yapı kalıntıları M.S. IV-IX. yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Binbir Kilise olarak adlandırılan bölgenin Doğu Roma İmparatorluğu Dönemi’nde “piskoposluk merkezi” olduğu düşünülmektedir. 2014-2015 yılında Değle Örenyeri’nde Karaman Müze Müdürlüğü tarafından temizlik çalışmaları yapılarak, yapılar gün yüzüne çıkarılmıştır.

31 no.lu Bazilika; Değle Örenyerinde, Üçkuyu köyüne çıkan yolun doğusunda yol kenarındaki yükselti üzerinde bulunan tepenin güneyindeki tabiî bir terasta yer almaktadır. 2014 yılında Karaman Müze Müdürlüğü’nün yaptığı çalışmayla açığa çıkarılan kilisenin giriş bölümü bodur ve yassı bir sütunla ayrılan at nalı ikiz kemerli bir isçiliğe sahip olduğu anlaşılmıştır.

Ortadaki payenin üstündeki kemer taşının dış yüzüne kabartma olarak bir malta haçı işlenmiştir. Değle’nin örenyerinde bulunan diğer kiliseler gibi 31 no.lu kilisede M.S. IV-IX. yüzyılları arasında aktif olarak kullanılmıştır. Kilise, iki sütun sırası ile üç nefli olup, orta nefinde çalışmalar sonucunda blok taşlardan oluşmuş zemin döşemesi ortaya çıkarılmıştır. Yan neflerde daha sonraki dönemlerde zemin döşemesi büyük ölçüde tahrip olmuştur. Kilisenin iç mekânlarının sağlam ve ayakta olmasından dolayı ziyaretçilerin gezebileceği konuma getirilmiştir.

32 no.lu Bazilika; Değle Örenyerinde yer alır. 2014 yılında Karaman Müze Müdürlüğü’nün yaptığı çalışmayla kilise diğer kiliselerden farklı olarak Bazilikal haç plânlı olduğu görülmüştür. Kilise bölgedeki diğer kiliseler gibi Doğu-Batı uzantılı olup, Değle örenyerinin en büyük kilisesidir. 32 no.lu kilisenin 1915 yılında çekilen fotoğraflarında yapının iki katlı olduğu ve apsis kısmının sağlam olduğu görülmektedir. Değle’nin en büyük kilisesi olan 32 no.lu kilise M.S. IV-IX. yüzyıllar arasında aktif olarak kullanılmıştır. Zamanla ikinci katın tamamen yıkıldığı ve apsis kısmında da tahribatlar olduğu anlaşılmıştır. Kilise, iki sıra sütun sırası ile üç nefli olup, orta nefinde çalışmalar sonucunda blok taşlardan oluşmuş zemin döşemesi ortaya çıkarılmıştır. Yan neflerde daha sonraki dönemlerde zemin döşemesi büyük ölçüde tahrip olmuştur. Kilisenin iç mekânlarının sağlam ve ayakta olmasından dolayı ziyaretçilerin gezebileceği konuma getirilmiştir.

33 no.lu Kilise, 36 no.lu Şapel; Değle Ören yerinde yer alan kilisede; bölgede bulunan diğer kiliseler gibi M.S. IV-IX. yüzyılları arasında aktif olarak kullanılmıştır. Karaman Müze Müdürlüğü tarafından 2015 yılında yapılan çalışmalar sonucu kilisenin üç nefli, dörderli iki sıra sütundan oluşup, zemininin mozaik harcı ile döşendiği görülmüştür. 33 no.lu Kilise diğer kiliselerden farklı olarak iç ve dış avlusu bulunmaktadır. Dış avlusunda bir adet şapel yer almaktadır. Naos bölümü, üç nefli dörderli iki sıra sütundan oluşmaktadır. Bu Kilise de; bölgedeki diğer kiliseler gibi doğu-batı uzantılıdır. Apsis kısmı iki pencere açıklığından oluşan kilise; bölgedeki diğer kiliselerden farklı olarak bema bölümüne dört basamaklı bir platformla çıkılmaktadır. 33 no.lu Kilisenin dış avlusunda, sadece temel kalıntıları olan 36 no.lu şapel tespit edilmiştir. Şapel; tek nefli, apsis kısmı prizmatik planda yapılmıştır. Şapelin zemininin tas döşeme olduğu görülmüş olup, bazik kısımlarda tahribatlar tespit edilmiştir. Şapelin apsis kısmında bema masa altlığı ortaya çıkarılmıştır. Apsis kısmında oturma sekisi tahrip edilmiş olup, yapılan çalışmalarda oturma sekisine ait olduğu düşünülen 3 adet kesme taş tespit edilmiştir.

35 no.lu Kilise; Değle örenin en kuzey ucunda kayadan oyulmuş bir mezar odası ile bu bölge yapılarından farklı olarak inşasında tuğla da kullanılmıştır. Bu yapı ortada kubbesi olan kapalı Yunan Haçı plânlı küçük bir kilisedir. Kapı lentosunda kabartma bir haç vardır ve bu haçın etrafı bir duvarla çevrelenmiştir. Tam kilisenin önünde kayadan oyulmuş koltuk seklinde üç oturma yeri bulunmaktadır. Bu oturma yerinin Hititlerden kalma bir sunak olabileceği iddia edilmektedir.

39 ve 43 no.lu Yapılar; köyün tam ortasında büyük bir yapı grubu vardır. Bu yapılar bir iç avlu etrafında sıralanan dikdörtgen salonlar, eşit boyutlu odalar, içleri sütunlar ile neflere ayrılmış mekânlardan oluşmaktadır. Bu grubun en ilgi çekici yapısı doğusunda bulunan Yunan haçı plânlı, kare kule seklindeki yapıdır. Yapılar tescil işleminde 32 no.lu Bazilika’nın külliyesi olarak değerlendirilmiştir. Bir kompleks halindeki yapılardan ortadaki dikdörtgen avlunun kuzey batısındaki “A” olarak işaretlenmiştir. Bu dikdörtgen plânlı uzun bir yapıdır. Tam ortasından bir dizi paye ile iki nefle ayrılmıştır. Buna bitişik olarak yan yana sıralanan “B” grubu yapıları ise üzerleri beşik tonozları ile örtülü dikdörtgen biçimli mekânlar halindedir. Bunlardan son besi eşit ölçülerde, birbirleri ile tek kapı ile bağlantılı gözlerdir. Kompleksin bir kösesini işgal eden “C” işaretli büyük bina ise içerisinde her bir kenarı 16-17 m uzunluğa sahip olan büyük bir karedir. Mekân her bir dizide üçer paye olmak üzere iki dizi destek ile uzunlamasına üç nefe ayrılmıştır. Bu payeler sıra halinde kemerler ile bağlanmış ayrıca ortadaki payeler enine kemerler atılmak suretiyle yan duvarlara da bağlanmıştır. Bu üç bölümün de üzeri beşik tonozlarla örtülüdür. Daha sonra kapısı mihrap haline getirilerek bu bölümlerden birisi camiye dönüştürülmüştür. Doğu tarafından bu cami olarak kullanılan bölüme bitişik olan “D” işaretli uzun salon ise günümüzde belirgin bir durumda değildir. Tamamen yıkılmıştır. En doğudaki kösede bu kompleksin en ilgi çekici yapısı olan “E” binası vardır. Avludan küçük bir kapı ile bağlantısı olan bu işlevi bilinmeyen yapı dört kare paye ile bölünmüş ve bunların üstlerine kemerler atılmış, kareye yakın bir yapıdır. Bu yapı bir kare kule gibi kompleksi aşarak yükselir.

44 no.lu Kompleks Manastır; köye çıkan eski yolun köye girişinde, doğu tarafta, doğu yönünde uzanan bir manzume halindedir. Kompleksin geniş giriş cephesi muntazam kesme tasla yapılmıştır. Girişin sol tarafında dikdörtgen plânlı bir ek bina vardır. Bu A olarak adlandırılan yapı büyük ve masif bir kütle halindedir. Günümüzde sadece alt tas dizileri ile cephesindeki kapı durmaktadır. 44 no.lu kompleksle olan ilişkisi kesin değildir. Kompleksin girişinin sağında ise 20 m kadar uzunluğunda içinde hiçbir bölme olmayan, beşik tonozu enine atılmış sadece iki kemer ile desteklenmiş ince uzun bir yapı uzanmaktadır. Bu dolarak adlandırılan yapının ambar olabileceği ileri sürülmektedir. “C” olarak adlandırılan kilise üzeri beşik tonozla örtülü olan geniş bir narthekse sahiptir. Bu kilise serbest haç plânı ile Yunan haçı planı arasında değişik bir tertibe sahiptir. İçi tamamına yakın toprak dolu haldedir.

48 no.lu Yapı (Ev); köyde yer alan bu ev, 39 no.lu yapı grubunun kulesinin tam karşısına isabet eder. Enine dikdörtgen biçimli ve araları bağlantılı iki odadan oluşmaktadır. Eskiden girişteki iki kemerden biri yok olmuştur. Kötü bir taş işçiliğine sahiptir.

Kasımın Yeri; köye giden yolun 2. kilometresinde Karamanoğlu Mehmet Bey Geleneksel Türk Okçuluğu ormanının tam karşısındadır. Hemen yolun kenarında düzgün kesme taşlar ve kireç harcı kullanılarak yapılmış yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. Alanın güney kesiminde kaçak kazı yapanlar tarafından kazılarak apsis kısmı ortaya çıkartılan küçük bir kilise mevcuttur. Yapı düzgün kesme taş ve kireç harcı kullanılarak yapılmış olup, Bizans döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Alanın genelinde yapılan incelemede; düzgün kesme taş ve kireç harcı kullanılarak yapılmış birçok yapı kalıntısına rastlanmaktadır. Bu yapıların çok az bir kısmı toprak yüzeyinde kaldığından işlevleri net olarak anlaşılamamıştır. Yüzeyde Roma ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda seramik parçasına rastlanılmaktadır.

38 no.lu Şapel; 44 no.lu grubun doğu ilerisinde tam tepe üzerinde kayalık bir burun üzerine oturtulmuştur. Küçük bir şapel olan bu yapı özensiz işçiliklidir. Tek neften ibaret olan bu basit yapının sadece bir mazgaldan ışık alan at nalı yuvarlak plânlı apsisi yukarı doğru çok belirli olarak konik bir biçimdedir. Diğerlerine göre daha küçük olan bu yapıda dahi bölge özellikleri kendisini göstermektedir.

45 no.lu Yapı (Ev); köyün kuzeyinde, köy ile 35 no.lu Kilise arasında, iki katli, her bir katı beşik tonozlarla örtülü ev, iki salondan oluşmaktadır. Bu yapı kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen iki mekân halinde olup, bu mekânlar ortadan enine birer kemerle desteklenmektedir. Doğudaki salonun iki kati ile belli olmasına karşılık, daha dar olan batıdaki salon temeline kadar yıkılmıştır. Buranın sadece alt katı bellidir. Araştırmacılar tarafından yapı hakkında farklı görüşler öne sürülmüştür.

Değle Mezarlar; köye çıkan yolun sağında bulunan tepenin üzerinde Bizans Dönemi’ne ait kaya mezarları, mezar kapakları ile tepenin doğu yamaçlarında piramidal örtülü, kesme taşla inşa edilmiş oda mezarlar bulunmaktadır. İbrahim KARALI’nın evi yakınlarında Bizans Dönemi öncesine tarihlendirilen bir sunak bulunmaktadır. Sunak Bizans Döneminde kaya mezarına dönüştürülmüştür. Bu büyük kaya bloğunun doğu yüzünde bir kabartma sahnesi bulunmaktadır. Önde bir figür sol eliyle bir tas tutmakta sağ eliyle tohum saçmaktadır. Arkasında iki hayvanla çift süren bir başka figür bulunmaktadır. Adam ve hayvan figürleri profilden işlenmiştir. Bu yörede az sayıda anıt mezar, chamosorion, kaya ostoteki, yer altı örgü mezarlar ve lahitler yer almaktadır. Binbir Kilise’deki çok sayıda dinî yapının önemli bir bölümünü de mezarlar oluşturmaktadır. Burada tespit edilen beş mezar türü içerisinde en yaygın olanlar, kaya oygu mezarları ile taşınabilir lahitlerdir. Buna karşılık anıt mezar ve kaya ostoteki de birer örnek ile temsil edilmektedir. Bu değişik yapıdaki mezar türleri, Binbir Kilise ölü gömme geleneklerinin çeşitliliğine işaret etmektedir. Yükseltisi daha az olan ve daha düz bir sahada bulunan Madenşehir mezarları taşınabilir lahitlerden oluşmaktadır. Yerli üslupla yapılmış Madenşehir lahit gövdeleri üzerindeki aslan ve hayat ağacı motifleri, Mezopotamya ve M.Ö. II. Bin ile Demir Çağı Anadolu kültür izlerini taşımaları yönünden, kültürel bir devamlılığa da işaret etmektedirler.

Değle Nekropol Alanı; Değle Örenyeri’nin güney cephesinde, Doğu Roma Dönemi’ne ait kaya mezarları, mezar kapakları ile tepenin doğu yamaçlarında piramidal örtülü, kesme taşla inşa edilmiş oda mezarlar bulunmaktadır. 2015 yılında Karaman Müze Müdürlüğü tarafından mezarlarda temizlik çalışmaları yapılmıştır. Çalışmalar sırasında 3 adet oda mezarda bulunan dolgu toprak tamamıyla temizlenmiş olup, ziyaret edilebilecek duruma getirilmiştir.

Bu mezarlardan 1 ve 3 no.lu mezarların üst örtüleri sağlam olup, ortada bulunan 2 no.lu mezarın üst örtüsü Antik dönemde tamamıyla tahrip edilmiştir. Nekropol alanında Bizans Dönemi’nden öncesine tarihlenen bir sunak bulunmaktadır. Sunak Bizans Dönemi’nde kaya mezarına dönüştürülmüştür. Bu büyük kaya bloğunun doğu yüzünde bir kabartma sahne bulunmaktadır. Önde bir figür sol eliyle bir tas tutmakta sağ eliyle tohum saçmaktadır. Arkasında iki hayvanla çift süren bir başka figür bulunmaktadır.

Karaman Müzesi’nde köyden intikal etmiş 2 eser bulunmaktadır. Taştan güneş saati (Envanter no: A.1920); 1976 yılında müze personeli tarafından müzeye taşınmıştır. 32 no.lu bazilikanın güneybatı köşesinde yer alan ve 0.40 mx 0.40 m x 0,55 m boyutlarında olan saat, bazalt taşından yapılmıştır. Bizans Dönemi’ne ait saat, 99 dilime bölünmüş ve Yunanca harfler alfabe sırasında işaretlenmiştir.

Diğer eser ise pişmiş topraktan küptür (Envanter no: A.1819). Muhtemelen şarap veya tahıl saklama işlevi gören küp Roma Dönemi’ne aittir. Ağız çapı 0.67 m, yüksekliği 1.55 m ve karın çapı 1.25 m’dir. Karın kısmında beş paralel ve omuzda bir eğri çizgi dikkat çekmektedir.

Köy, tarihî harabeler içinde yer almaktadır. Madenşehir’e göre daha az tanınmış olmasının sebebi, daha yüksekte ve ulaşımının daha güç olmasıydı. Köyü 30 Haziran 1965 tarihinde ziyaret eden İbrahim Hakkı KONYALI (R. 1311/ M. 1896-1984), “Köy, mâbed, makber, dinî yapılar içinde kendisini eritmiş gibidir” ifadesini kullanmıştır.

KONYALI, 1965 yılındaki ulaşımın güçlüğünü; “Bazı sert yokuşlar ve keskin virajlar olduğu için jeep gibi vitesin dört tekerleklere hâkim olduğu vasıtalar tercih edilmelidir. Biz pikapla çıkamadık. Çeyrek saatlik yolu yürüyerek çıktık. İnerken de otomobilimizi bıraktığımız yere kadar köy muhtarının çift atlı arabası ile indik.” şeklinde aktarmaktadır.

Köyün, literatürlerde “Deile” (HOLZMANN), “Douleh” (BELL) ve “Deghile” (RAMSAY-BELL) olarak değişik telâffuzlarına rastlanmaktadır.

Köyün resmî adı “Değle”, “Deyle” gibi yazılır olmuştur. Bu arada “Yukarı ören” olarak adlandırılan “Yassıtepe” Değle’nin bir mahallesi idi.

1961 yılında Değle” olan köyün adı, yabancı ad taşıdığı gerekçesiyle “Üçkuyu” olarak değiştirilmiştir.

Çok sapa bir yerde olduğundan aşağıdaki Madenşehir’e nazaran Değle, daha az sayıda yabancının dikkatini çekmiş ve eserleri de ancak yakın tarihlerde incelenmeye başlamıştır. Buradan bir kilisenin plân ve fotoğrafı 1826 yılında John Winter CROWFOOT (1873-1959) tarafından Avusturyalı sanat tarihçisi Josef STRZYGOWSKİ’ye (1862-1941) verilmiştir.

Daha etraflı inceleme Bağdat demiryolunun Konya-Karaman hattının yapımında görevli Alman Mühendis Carl HOLZMANN (1849–1914) tarafından yapılmıştır. HOLZMANN Madenşehir ve Değle örenlerinden bina plânları yayınlamıştır.

Aynı yıllarda buraya gelen Gertrude Margaret Lowthian BELL (1868-1926), “Douleh” olarak adlandırdığı Değle eserlerinin ilk defa toplu biçimde ve detaylı olarak tanıtmıştır. Sonra aynı çalışma daha geniş olmak üzere İngiliz Sir William Mitchell RAMSAY (1851-1939) ile birlikte hazırladıkları büyük esere geçmiştir. O devirde Değle’ye çıkmak için trenle Arıkören istasyonuna geliniyor, buradan da atla batıdan ören yerine 4-5 saatte ulaşılıyordu.

1967 yılında Binbirkilise ve Karadağ ile ilgili en kapsamlı ve doğru çalışmayı yapan sanat tarihçisi Semâi EYİCE, yayınladığı eserinde Değle’ye geniş yer ayırmıştır.

Köyün geçmişi çok eskiye dayanmaktadır. Geç Antik ve Erken Ortaçağ merkezi olan köy, harabeler üzerine kurulmuştur. Değle’yi önemli kılan Binbir Kilise harabelerinin en ilginç kilise grubunu bünyesinde bulundurmasıdır.

Binbirkilise (The Thousand and One Churches) harabeleri; Madenşehir, Yukarı Ören ve Değle Ören’inden müteşekkildir. “Binbir” sıfatı, kiliselerin sayısını değil, kiliselerin çokluğunu ifade etmektedir. Bu ismin fikir sahibi İngiliz RAMSAY ve BELL’dir. 1909 yılında yayınladıkları kapsamlı eserde geçen bu isim Batı dünyasında da benimsenmiş ve literatüre de bu şekliyle geçmiştir.

RAMSAY ve BELL, köy için ise “Yukarı şehir” tanımlamasını kullanmıştır. Madenşehri için “Aşağı şehir” olarak anılmıştır.

Osmanlı dönemi kayıtlarında Üçkuyu Köyü, “Yukarı Devle” adını taşırken, Madenşehir Köyü, ise “İne/ Aşağı Devle” adını taşımaktadır.

Köy Hellenistik öncesi bulgular vermiştir. Madenşehri, Müslüman Araplar’ın akınları nedeniyle VII. yüzyılın sonlarına doğru terk edilmiş, halkı da bu günkü köyün bulunduğu yere yerleşmişlerdir.

Köydeki Hristiyan yerleşmesi, Genç Roma Çağı’nın normal akışıyla V. ve VI. yüzyıllarda eserler vermiş, fakat VII. yüzyıldan itibaren IX. yüzyıl ortalarına kadar hayat durmuş, buradaki binalar yıkılmış (akın, deprem vb.) ve ancak Değle’de kasaba yaşamaya devam etmiş, oradaki binalar yapılmıştır.

Fatih Sultan Mehmed Hân Karaman eyâletini Osmanlı sınırları içerisinde kattığı zaman köy “دوله”, “Devle” adını taşıyordu.

XVI. asırda Lârende kazâsında yerleşme ve nüfusu araştıran Osman GÜMÜŞÇÜ, “Hisârlık” adındaki karyeyi, Değle Köyü (N30 a1) ve Deyle Köyü (N30 KE2) ile lokalize etmiştir (BOA., TD., nr. 40, s. 982, sene H. 906/ M. 1500; TKA., TK., nr. 113, v. 217 a., sene H. 948/ M. 1541.).

XVI. asır başlarında Lârende kazâsını araştıran Alâaddin AKÖZ ise Değle’yi “Karye-i Divle” ile eşleştirmiştir. Karye-i Divle; XVI. asrın başlarında Lârende nâhiyesine tabi idi. Bu karyede Müslüman ve gebran (gayri müslim) nüfus beraber yaşıyorlardı.

H. 924/ M. 1518 yılında 22 hâne ve 61 Müslüman ve gebran neferden ibaretti. Vergi hâsılı (geliri) 7.336 akçe idi. Karye-i Divle’nin mezraalarından “Dağsarâycık”ın 100 akçe tımar ve 400 akçe vâkıf hâsılı, “Gülâri”nin ise 680 akçe hâsılı bulunuyordu.

H. 935/ M. 1529 yılında 47 hâne ve 71 Müslüman ve gebran neferden ibaretti. Vergi hâsılı 7.482 akçe idi. Karye-i Divle’nin mezraası olarak kayıtlı “Gülâri”nin ise 680 akçe hâsılı bulunuyordu.

H. 992/ M. 1584 yılında karye 237 Müslüman ve 67 gebran neferden ibaret olup, vergi hâsılı 16.000 akçe idi. Karyedeki 1 bâb bezirhâneden 25 resim ve 3 bâb tahûnhâneden 75 resim vergi alınıyordu. Ayrıca nezdi Karye-i Divle’nin mezraası olarak kayıtlı “Karacakuyu”nun ise 680 akçe hâsılı bulunuyordu.

Kanunî devrinde H.929/ M. 1522 yılında tutulan Lârende İlyazıcı defterinde Lârende şehrindeki vakıflar arasında 45. sırada Devle Köyü’nde Halîldede Zâviyesi Vâkfı’nın adı geçmektedir.

III. Murat Hân (H. 29 Ramazan 981/ M. 22 Aralık 1574- H. 5 Cemazeyilevvel 1003/ M. 16 Ocak 1595) Çağı’nda “Devle”nin nüfusu 255 olarak geçmektedir. Köyde 79 muhtelif vergilerle mükellef gebr de (gayrimüslim) bulunuyordu.

Burada Ahmedler, Kamereddin ve İydalı adlı üç mahalle vardı. 255 nüfuslu köyde; 79 muhtelif vergilerle mükellef gebr (gayrimüslim) reaya bulunuyordu. Bu gayrimüslimlerin çoğunluğu Türk ve Müslüman adlarını taşıyorlardı (Arslan, Şehriban, Murat, Bayram, Satıcı, Türk, Hızır, Satı, Düvenci, Aldaş, Turan, Âyinedar, Hazar, İmran, Timur, Yağmur, Kaplan, Durmuş, Bucak, Turgut, İshak, Karagöz vb.).

“Bunların Türk Hristiyan oldukları kabul edilebilir” diyen KONYALI, buranın Değle olduğunu kaydetmiştir.

EYİCE, bu kayıttaki Devle’nin Karadağ’daki “Değle” değil, Bulgar Dağı eteğindeki “Divle” olduğunu kaydetmiştir. EYİCE, bu tezini Şikârî’nin tarihine dayandırmaktadır.

Karaman ve köylerini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Durmuş Ali GÜLCAN (R. 1319/ M. 1904, Karaman-1996, Karaman), XVIII. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarında Karadağ’ın “tekin olamayan bir yer” özelliği kazandığından bahsetmektedir.

Nitekim Karaman bölgesinde her kim eşkıyalık işlere karışacak olsa veya herhangi bir nedenle kaçak duruma düşse Karadağ’a sığınıyorlardı. Buraya gelenleri yakalamanın ise imkânı yoktu. Burada sistemli arama ve izleme yapmak mümkün değildi. Bir kısım kaçak, bu nedenle bu dağın çevresindeki küçük mezralar kurarak, buraları mesken tutmuşlardır.

1797 yılında İran’dan dönerken Karaman’a uğrayan Fransız seyyâh Guillaume Antoine OLİVİER (1756-1814), Karadağ’ı da ziyaret etmek istemiş; ancak “oralara insan yaklaştırmayan bir aşiretin korkusu” yüzünden kendisini buraya götürecek bir mahallî rehber bulamamıştır.

1800 yılında yöreye gelen İngiliz subay William Martin LEAKE (1777–1860), bu dağda çok sayıda antik kalıntı bulunduğunu işitmesine rağmen, dağın oldukça uzağından (İlisıra köyü üzerinden) geçerek Karaman’a ulaşmayı tercih etmişti.

Kezâ 1814’de yöreye gelip Karadağ’a çıkmak isteyen İngiliz seyyâh John Macdonald KİNNEİR (1782-1830) de, kendisine burada “kervanları vuran delibaşlar bulunduğu” söylendiği için dağa gidememiştir. KİNNEİR, Binbirkilise’yi Psibela (Süverek) şehri ile eşitlemiştir.

Zaman içinde dağa sadece, eşkıyadan, yol kesenden, çeteciden korkması için bir nedeni olmayan, en az onlar kadar silâhlı-külâhlı gücü bulunan Hotamış Türkmenleri’nden “Boyunoğlu” adıyla anılan kudretli bir ağa sahip çıkmıştır.

Hotamış Türkmen aşireti zaten devlet tarafından Konya-Karapınar yolunu “eşkıya”dan korumak üzere görevlendirilmiş güçlü bir aşirettir (BOA., C. ZB., 45/2236, R. 29 Cemaziyülâhir 1231/ M. 27 Mayıs 1816).

Boyunoğlu, Karadağ’ın kuzey yamaçlarındaki Madenşehri ve Değle yöresini beğenip, obalarını bu civara yerleştirmiştir. Boyunoğlu dağın batı ve güney sırtlarını ise Sarıkeçili Yörükleri’ne otlak olarak kiralamışlardır.

H. 1256/ M. 1844 yılı Temettü’ât defterinde Karadağ; “Ilgın Hâss-ı Tîmârî dâhilinde bulunduğu” şeklinde ifade edilmektedir (BOA., ML. VRD. TMT. nr. 10442, s. 247-248).

H. 26 Cemazeyilevvel 1306/ M. 28 Ocak 1889 tarihli irâde ile Karaman’ın Madenşehri karyesine yarım saat mesafedeki Değle mevkii müstakil bir karye hâline getirilmiştir.

323 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili’nde (R. 1312-1317/ M. 1897-1901); Değle Karyesi’nden Fâtıma bint-i Resil, İsmâ’îl bin Şâkir, Fâtıma bint-i Halîl, Havvâ bint-i Mehmed, İsmâ’îl bin Osmân, Âyşe bint-i Molla Mustafâ, Mehmed bin Hâcı Alî, Fâtıma bint-i Alî, Ramazân bin Bekir, Rahîme bint-i Mehmed, Hasan Hüseyin bin İsmâ’îl’in isimleri geçmektedir.

1928 yılında eski Türkçe alfabe ile yayınlanan “Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları” isimli kitapta Değle; Konya Vilayeti, Karaman Kazası, Merkez Nahiyesi köyleri arasında zikredilmiştir. Eski Türkçe harfler ile “د يكله” Lâtin harfleriyle “Deïlé” şeklinde ifade edilmiştir.

Konya ili, Karaman İlçesi, Kılbasan Bucağı’na bağlı iken 15 Haziran 1989 tarihinde kabul edilen 3578 sayılı 4 il ve 5 ilçe Kurulması Hakkında Kanun gereğince Karaman İli, Merkez İlçe, Kılbasan Bucağı’na bağlanmıştır (21 Haziran 1989 tarihli ve 20202 sayılı Resmî Gazete).

Osmanlı Padişahlarından III. Murat Hân (H. 29 Ramazan 981/ M. 22 Aralık 1574- H. 5 Cemazeyilevvel 1003/ M. 16 Ocak 1595) Çağı’nda “Devle (Değle)” köyünün nüfusu 255 olarak geçmektedir. Köyde 79 muhtelif vergilerle mükellef gebr de (gayimüslim) bulunuyordu.

R. 1314/ M. 1896 yılı Konya Vilâyeti Salnâmesi’ne (İl Yıllığı) göre 18 hânede 110 kişi kayıtlıdır.

R. 1320/ M. 1904 yılı genel nüfus sayımında 102 kişi sayılmıştır.

Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey, R. 1338/ M. 1922 yılında köyün nüfusunu 16 hâne ve 68 olarak kaydetmiştir.

R. 1341/ M. 1925 yılında yapılacak olan mebus (milletvekili) seçimi için hazırlanan genel nüfus defterine göre 124’dür.

Köy; 1935’de 190, 1940’da 139, 1945’de 159, 1950’de 195, 1955’de 154, 1960’da 181, 1965’de 179, 1970’de 146, 1975’de 112, 1980’de 167, 1985’de 98, 1990’da 83, 2000’de 70 kişi olarak sayılmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2007 yılında geçilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre köyün nüfusu 64 kişidir.

2008’de 60, 2009’da 57, 2010’da 56, 2011’de 57, 2012’de 54, 2013’de 43, 2014’de 34, 2015’de 34, 2016’da 43, 2017’de 39, 2018’de 39 ve 2019’da 40 kişi olarak tespit edilmiştir.

Köy nüfusuna kayıtlı ailelerin soyadları; Çınar, Erbilgin, Eröksüz, İnce, Karalı, Şener ve Yagal’dır.

26 seçmeni olan Üçkuyu Köyü’nde 1 Kasım 2015 günü yapılan 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 24 seçmen 1412 numaralı sandıkta oy kullanmıştır. Kullanılan oyların tamamı geçerli sayılmıştır.

AK Parti ve CHP 10’ar, MHP 2 oy almıştır. HDP’ye hiç oy çıkmamıştır.

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi öngören halk oylaması (referandum) sonuçlarına göre; Üçkuyu Köyü’nde %24,24 oranında “evet” ve %75,76 oranında “hayır” çıkmıştır.

Köyün muhtarı, Tuncer ÇINAR’dır (irtibat numarası: 0545 309 13 31).

Köyün azaları; Mustafa ÇINAR, Muhammet BULUT, Osman BULUT  ve Halil KARALI’dır.

Köyün eski muhtarları; Hüseyin İNCE (1999-2019), Eyüp ÇINAR (1989-1999), Abdullah KARALI (1977-1989), Ali KARALI (1973-1977), Mehmet Ali ERÖKSÜZ (1971-1973), Abdullah KARALI (1968-1970), Osman ERBİLGİN (1965), Abdullah KARALI (1962-1963), Mehmet Ali ERÖKSÜZ (1959-1961), Mehmet Ali ÖKSÜZ (1954-1958), Ali ÖKSÜZ (1950), Eşref TOP (1948), Osman ÖNBİLGİN (1947) ve Ali ÖKSÜZ’dür (1942).

İklim yapısı kışın soğuk ve yağışlı, yaz ayları ise kurak ve sıcaktır. Köyün ziraate elverişli arazisi azdır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Arpa başta olmak üzere nohut, üzüm, buğday ve elma yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Köyde, bitki koruma ürünleri (kimyasal) kullanılmadan ve susuz sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Köyde 2 adet büyükbaş ile 882 adet koyun ve 245 adet keçi olmak üzere toplam 1.127 adet küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 1. 175 adet arı kovanı mevcuttur.

Köyün 282,8725 hektar mera varlığı bulunmaktadır.

Köyün kadastrosu 21 Temmuz 1976 tarihinde kesinleşmiştir. Köyün, Değle Köyü mevkiinde eski kilise harabeleri 27,554 dekar alan kaplamaktadır.

Köyün 1.880,1568 hektar orman varlığı bulunmaktadır.

Köyün mevkiileri; Bağlıkderesi, Çukur, Değle Köyü, Değle Köyü civarı, Karşı, Kayasarnıç, Kızılarkaç, Kocadere, Köycivarı, Köyiçi, Kumarkaç, Mahlaç, Meşeli, Mezarlık, Sarpça, Topaktaş, Uluçukur, Yağlıkderesi ve Yusufbeli’dir.

Karadağ’da bulunan çok nadir bitki ve çiçeklerden üretilen bal, tadı, kokusu ve aromasıyla ve her şeyden önemlisi tabîliğiyle diyabet (şeker) hastalarının bile yiyebileceği kaliteye sahip, meşhur bir baldır.

Ayrıca köyün, gerekli yatırımlar yapıldığı takdirde agro (eko) turizm potansiyeli bulunmaktadır. Tabiî hayatı yaşamak isteyen turistler için cezbedici özellikler taşımaktadır.

Köyün tek derslikli ilkokulu kapalıdır. Köyün çocukları ilk ve ortaokul için Kılbasan Köyü’nde bulunan Kılbasan İlkokulu ve Kılbasan 75. Yıl Ortaokulu’na taşınmaktadır.

Köyde kadınların ortalama evlenme yaşı 17-20, erkekleri ise 19-22 yaşları arasındadır.

Karadağ’ın eteğinde yer alan köy, tarihî ve tabiî güzellikleri ile görmeye ve gezmeye değer özellikler taşımaktadır. Sönmüş bir volkan olan Karadağ’ın krateri olan Uluçukuru, yılkı atları, Anadolu yaban koyunları, Roma ve Bizans Dönemi’nden kalan hâlen suyu içilebilen sarnıçları ve tarihî örenyeri sayılabilir.

Eko turizm potansiyeli kapsamında kuş gözlemciliği, kelebek gözlemciliği, flora (bitki) gözlemciliği, tabiat yürüyüşü (trekking-hidding), foto safari, agro turizm (tarım ve çiftlik) ve kamp ve karavan turizmi için oldukça elverişlidir.

Tabiat yürüyüşü (trekking-hidding) rotaları belirlenmiş ve harita üzerine işlenmiştir.

Foto safari olarak adlandırılan tabiî güzellikleri tabiata zarar vermeden yerinde görüp fotoğraflamak için yapılan toplu geziler için çok müsaittir.

Hava sporları (yamaç paraşütü, yelken kanat) için 2 adet pistte sahiptir.

Günübirlik dinlenme, eğlenme, eğlence ve piknik amaçlı kullanımının yanı sıra, çadır ve karavanlı kamp yapma imkânına sahiptir.

Anadolu Yaban Koyunu (Ovis aries Anatolica); 1950’li yılların sonuna kadar Karadağ’da görülmüştür. Hayat alanlarının tahrip edilmesi, bilinçsiz ve yasadışı avlanmalar neticesi tek bir koyun bile kalmamıştır. Bu nedenle “Anadolu Yaban Koyunlarının Eski Hayat Alanlarına Yeniden Yerleştirilmesi Projesi” kapsamında Doğa Koruma ve Millî Paklar Genel Müdürlüğü’nün 10.08.2004 tarihli ve 129 sayılı olurları ile Bozdağ’dan alınan 3 adet koç, 4 adet erkek, 37 adet dişi ve 17 adet yavru fert olmak üzere 61 adet Anadolu Yaban Koyunu Karadağ’a nakledilerek, 7 hektar büyüklüğünde kafesli tel ile ihata edilen alana yerleştirilmişlerdir. 2006 yılında 37 adet, 2007’de 14 adet, 2008’de 14 adet, 2009’da 20 adet, 2010’da 25 adet, 2011 yılında 34 adet oldukları tespit edilmiştir. İlk bırakılan koyunlar kalmadığından, Karadağ’a adaptasyonu tamamlanmıştır. Bu yöreye has bir tür olarak sayılarının giderek arttığı görülmektedir. Üretme sahasındaki koyunlara beslenme desteği olarak kuru yonca ve pelet yem takviyesi yapılmaktadır.

Yılkı atları; ziraatte traktör kullanımının artması neticesi 1930’lu yıllarda Karadağ’a bırakılan atlar teşkil etmektedir. Bu atlar, 80 yılda çoğalarak koloni oluşturmuşlardır. 2005 yılında 151 olan yılkı atı sayısı 2011 aralık ayında 350’ye ulaşmıştır. Ekili tarım alanlarına zarar vermeleri nedeniyle gündeme gelmektedirler. Yetişkinlerin başka yerlere nakli ve kısırlaştırılmaları kararlaştırılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA:

Âbideleri ve Kitâbeleri İle Karaman, Ermenek ve Mut Âbideleri, İstanbul 1967, s. 108, 119, 569, 576-582; Semavi Eyice, Binbirkilise/ Karadağ, İstanbul 2014, s. 86-126; Osman Gümüşçü, XVI. Lârende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus, Ankara 2001, s. 61;  Mehmet Kurt, Antik Çağda Karaman (Laranda) ve Yakın Çevresi (Tarihî Coğrafya-Yerleşimler-Kalıntılar-Buluntular), Konya 2011,  s. 19,20, 54, 63-68, 73; Doğan Koçer, Karaman Temettü’ât Defterleri H. 1256-1261/ M. 1840-1844, XIX. Yüzyılda Karaman’ın Sosyo Ekonomik Durumu, Karaman 2007, c. I,  s. 237, 242; Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları, Dahiliye Vekaleti, İstanbul 1928, s. 853; D. Ali Gülcan, Karaman Mahalle, Kasaba ve Köyleri Tarihçesi, Karaman 1989, s. 255-264; Mustafa Alkan, Özgür Koçak, Karadağ’ın Doğal ve Kültürel Varlıkları, Karaman 2012, s. 188, 250, 274, 275; Cengiz Topal, Karaman Kültür Envanteri, Karaman 2007, s. 43-53; Suavi Aydın, Murat Yağcı, “Sarıkeçililerin Eşkıyalığı ve Konya Delibaş İsyanı Üzerine Değinmeler”, Kebikeç, Yıl 2013, sy. 35, s. 63, 64; Alaattin Aköz, 323 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili 1897-1901 (R. 1312-1317), Konya 2012, s. 37, 42, 81, 92, 106, 135; Abdullah Uysal, Necati Alodalı, Musa Demirci, Dünü, Bugünüyle Karaman Kültür-Tarih-Coğrafya, Konya 1992, s. 184; Osman Ülkümen, Karaman ve Çevresi Türkmenleri Tarihi-Kültürü, Karaman 2011, s.71; İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Köylerimiz (1 Mart 1968 gününe kadar), Ankara 1968, s. 532, 639; İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Konya İli (Bülten 65), Ankara: 1965, s. 39; Musa Şaşmaz, Türkiye’nin İdari Taksimatı (1920-2013), Ankara 2014, c. 8, 322; age c. 10, s. 178; www.karamanmuftulugu.gov.tr erişim tarihi: 07.02.2016; sonuc.ysk.gov.tr erişim tarihi: 07.02.2016; www.tuik.gov.tr erişim tarihi: 05.02.2016; karaman.gov.tr erişim tarihi: 19.02.2016; www.bucivar.com/karaman/merkez/uckuyu erişim tarihi: 19.01.2017.

Uğur ERKÂN.