Mehmed Bey, Karamanoğlu

(1263-1277)

Karamanoğulları Beyliği’nin kurucusu ve ilk hükümdarı.

Lakabı Şemseddin’dir (dinin güneşi). Şikârî Karamannâme (Zamanın Kahramanı Karamanîlerin Tarihi) adlı eserde Mehmed Bey’in künyesi “Oğuz Hân bin Gelencân ibn Alp Arslan bin İbrâhim Hân Sa’adeddin Nûreddin Karaman Hân bin Mehemmed Hân” olarak aktarılmaktadır.

Kamereddin (Ermenek, Mut, Silifke, Gülnar ve Anamur yöreleri) ilinin subaşısı Karaman Bey’in en büyük oğludur.

Karaman Bey’in vefatı üzerine (muhtemelen 661/1263) Anadolu Selçuklu Hükümdarı IV. Rükneddin Kılıcarslan emîr-i cândâr olan Karaman Bey’in kardeşi Bunsuz’u tevkif ettirmiş, çocuk yaştaki oğullarını da Konya yakınındaki Gevele Kalesi’nde hapse attırmıştı. IV. Kılıcarslan Moğollar tarafından 664/1266 yılında öldürülünce Muînüddin Süleyman Pervâne onun çocuk yaştaki oğlu III. Keyhusrev’i tahta çıkarıp devlete tamamen hâkim oldu (664/1266). Aralarında Mehmed Bey’in de bulunduğu Karaman Bey’in oğulları serbest kaldı. Ancak küçük kardeşleri Ali Bey rehin olarak Kayseri’de ikâmete mecbur edildi..

Moğol baskılarına dayanamayan Beylerbeyi Hatiroğlu Memlûk Sultanını arkasına alarak Moğollar’a karşı isyan edince Karamanoğulları da ona katıldılar (675/1276). Bunun üzerine Karaman Bey’in oğullarından Mehmed Bey, Şemseddin lakabıyla Ermenek subaşılığına getirildi. Akdeniz’e kadar ilerleyen Mehmed Bey, İç İl yöresini idaresi altına aldı ve Moğollar’a karşı baskınlar düzenlemeye başladı. Ulukışla’daki 200 kişilik Moğol müfrezesini imha etti. Hatîroğlu Şerefeddin’in Moğollar tarafından yakalanıp öldürülmesinden (675/1276) sonra Kamereddin ilinin eski subaşısı Bedreddin İbrâhim öç almak için Mehmed Bey’in üzerine yürüdü, fakat Göksu Geçidi’nde Mehmed Bey’e yenilerek güçlükle kendini oradaki kalelerden birine attı ve sığındığı kalede Mehmed Bey tarafından muhasara altına alındı. Bedreddin İbrâhim’in mağlûp edilmesi Karaman Türkmenleri’nin gücünü arttırmış, Mehmed Bey’in muktedir bir kumandan olduğunu göstermiştir.

Bu sırada Memlük Hükümdarı I. Baybars, Moğol ordusunu Elbistan ovasında yendikten sonra Kayseri’ye geldi (Zilkade 675 / Nisan 1277). Burada uzun bir zamandan beri rehine olarak tutulmakta olan Karaman Bey’in oğullarından Ali Bey Memlük sultanının huzuruna çıkarak ağabeyleri ve kendisi için beylik (emâret) menşuru ve sancakları rica etti, sultan da bu isteği kabul etti.

Mehmed Bey, Kırım’da bulunan derviş kılığında dolaşan eski Anadolu Selçuklu Hükümdarı II. İzzeddin Keykâvus’un oğlu Alâeddin Siyavuş’u da (Cimri) yanına alarak Konya üzerine yürüdü. O sırada Sultan III. Gıyâseddin Keyhusrev Sâhib Ata ile Pervâne, Abaka Han’ın yanında olup Konya’da sadece saltanat nâibi Emînüddin Mîkâil ile Sâhil Beyi Bahâeddin Mehmed bulunuyordu. Mehmed Bey’in amacı Alâeddin Siyavuş’u saltanata getirmekti. Ancak saltanat nâibinin onu tanımaması üzerine kuvvet kullanarak şehre girdi (9 Zilhicce 675 / 14 Mayıs 1277). Türkmenler emîrlerin ve ileri gelenlerin evlerini yağmaladı. Bu arada saltanat nâibi ile Sâhil beyi öldürüldü. Ardından Alâeddin Siyavuş törenle Selçuklu sultanı ilân edildi, Karamanoğlu Mehmed Bey de vezir oldu (14 Zilhicce 675 / 19 Mayıs 1277). Devlete bağlı olan görevlilerin Konya’ya gelmeleri için fermanlar çıkarıldı ve “divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda hiç kimsenin Türkçe’den başka bir dil konuşmaması” kararı alındı.

Batı uçlarının subaşıları olan Sâhib Ata’nın oğulları Tâceddin Hüseyin ve Nusretüddin Hasan’ın üzerine gelmekte olduğunu duyan Mehmed Bey onları Akşehir’de karşıladı. Mehmed Bey büyük bir zafer kazandı (Zilhicce 675 / Mayıs 1277). Karamanlılar zengin ganimetler elde ettiler. Mehmed Bey, Sâhib Fahreddin Ali’nin mâlikânesi olan Karahisar’ı kuşattı, kuşatma başarılı olmayınca Alâeddin Siyavuş ile Konya’ya döndü (29 Zilhicce 675 / 3 Haziran 1277). Mehmed Bey’in asıl niyeti Moğollar’la savaşmak üzere Erzurum’a gitmekti. Ancak Türkmenler Moğollar’dan korktukları için kendisine katılmadılar. Memlük müelliflerine göre Mehmed Bey ve Alâeddin Siyavuş Konya’da Akşehir seferi de dahil olmak üzere otuz yedi gün oturmuştur.

O sırada bir Moğol ordusunun gelmekte olduğunu öğrenince, Alâeddin Siyavuş’la birlikte İç İl’e çekildi (Muharrem 676 / Haziran 1277). Aynı yılın güz mevsiminde Abaka Han’ın Karamanlılar üzerine gönderdiği ordu Lârende’den (Karaman) geçerek Akdeniz’e kadar gitti. Bu sırada pek çok Türk öldürüldü veya esir alındı. Kış gelince İlhanlı Veziri Şemseddin Cüveynî ile kumandanı Tokat yakınındaki Kazova kışlağına, III. Gıyâseddin Keyhusrev de Konya’ya döndü. Hava şartlarının uygun olması üzerine Selçuklu sultanı yanındaki Moğol birliğiyle İç İl’e girdi. Beş on kişilik keşif birliğiyle yola çıkan Mehmed Bey Moğol keşif kolu tarafından ok yağmuruna tutuldu. Mehmed Bey ile onu kurtarmaya gelen iki kardeşi (Halil ve Kasım beyler) ve amcasının bir oğlu şehit edildi. Mehmed Bey’in İbn Bîbî’ye göre (el-Evâmirü’l-‘Alâ’iyye, s. 727) 17 Muharrem 676’da (20 Haziran 1277), Târîh-i Âl-i Selçuk’taki kayda göre ise 17 Muharrem 678’de (30 Mayıs 1279) şehit edilmiştir (s. 62, trc. s. 41). Mehmed Bey’in yerine kardeşi Güneri Bey geçti.

Cesur ve hareketli bir kişi olan Şemseddin Mehmed Bey, Moğollar’a karşı istiklâl mücadelesini başlatmasıyla dikkati çeker. Mehmed Bey Moğollar’a karşı Anadolu’nun istiklâlini savunmuştur. Moğollar’la savaşıp onları ülkeden çıkarmak için Erzurum’a gitmek istemişse de Kayseri’ye gelen Memlük Hükümdarı Baybars gibi o da destek görmeyerek yalnız bırakılmıştı. Moğollar’la mücadele kendisinden sonra da sürdürülmüştür.

Mehmed Bey’in fermanı Türk kültür tarihinin önemli olaylarından birisidir. İbn Bîbî tarihinde fermanı şöyle nakleder:

Hiç kes badel yevm der divan-u, dergâh-u, barîgâh-u, meclis-u meydan cüz be zebanı Törk-i suhan ne goyed (s. 696)

Yazıcızâde Ali’nin II. Murat (1421 – 1451) zamanında İbn Bîbî’nin Büyük Selçuknâmesi’ni Türkçe’ye çevirdiğinde bu ibareyi şöyle terceme etmiştir:

Şimdengerü bir kimesne kapıda, divanda, mecâlisde, seyranda Türkî dilinden özge söz söylemesünler.

Ord. Prof. Dr. Feridun Nafiz UZLUK (1902-1974) ise, fermanı; “Bu günden sonra divanda, dergâhda, barigâhda, meydanda Türkçeden başka, dil kullanılmayacaktır. ibaresiyle ve tarihini ise 10 Zilhicce 675 Perşembe (13 Mayıs 1277)  şeklinde kültür dünyamıza kazandırmıştır.

Günümüzde 13 Mayıs tarihi Karaman’da Türk Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Ayrıca Mehmed Bey’in ismi Karaman’da üniversite, ilkokul ve mahallede yaşatılmaktadır.

Heykeltraş Tankut Öktem’e 1993 yılında yaptırılan Karamanoğlu Mehmed Bey’in fermanlı anıtı Karaman girişinde sergilenmektedir.

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Hakan YILMAZ’ın imzasını taşıyan Karamanoğlu Mehmet Bey Anıtı’nda ise Karamanoğlu Mehmed Bey bir kaidenin üzerinde şaha kalkmış atının üzerinde tasvir edilmiştir. (2020). Söz konusu anıt, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Yunus Emre Yerleşkesi’nde yer almaktadır.

BİBLİYOGRAFYA:

Metin Sözen, Necdet Sakaoğlu, Şikârî Karamannâme (Zamanın Kahramanı Karamanîlerin Tarihi), İstanbul 2005, s.124; Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, İstanbul 1977, c.2, s. 19-21; Mehmet Armutlu, Karamanoğulları Tarihi, Karaman 2001, s. 96-101; İbn Bîbî, el-Evâmirü’l-‘Alâ’iyye, s. 688-704, 727; a.mlf., Tevârîh-i Âl-i Selcûķ Muhtasar-ı Selçuķnâme (nşr. M. Th. Houtsma), Leiden 1902, s. 321-331; Târîh-i Âl-i Selçuk (nşr. ve trc. F. N. Uzluk), Ankara 1952, metin, s. 60, 62; tercüme, s. 39, 41; İzzeddin İbn Şeddâd, Baypars Tarihi (trc. M. Şerefeddin Yaltkaya), İstanbul 1941, s. 76, 89, 90-91; Reşîdüddin Fazlullâh-ı Hemedânî, Câmi’u’t-tevârîh (nşr. Abdülkerim Alioğlu Alizâde), Bakü 1957, III, 147; Aksarâyî, Müsâmeretü’l-ahbâr, s. 110-112, 122-123; Yûnînî, Źeylü Mir’âti’z-zamân, Haydarâbâd 1380/1960, III, 167, 182-185; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1971, s. 539, 551, 558-568; Bosworth, İslâm Devletleri Tarihi, s. 168-169; M. Şehabeddin Tekindağ, “XIII. Yüzyıl Anadolu Tarihine Dair Araştırmalar Şemsüddin Mehmet Bey Devrinde Karamanlılar”, TD, sy. 19 (1964), s. 81-98; a.mlf., “Karamanlılar”, İA, VI, 318-319; Faruk Sümer, “Anadolu’da Moğollar”, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, I, Ankara 1970, s. 50-55; a.mlf., “Karamanoğulları”, DİA, XXIV, 455; İA, XXVIII Faruk Sümer, “Mehmed Bey, Karamanoğlu”, s. 445-446; Abdullah Uysal, Geçmişten Günümüze Karaman Tarih, Coğrafya, Ekonomi, Kültür ve İlkler, Konya 1995, s. 11, 173-174; Feridun Nafiz Uzluk, “Karamanoğlu Mehmet Bey’in Heykeli“, Türk Yurdu Dergisi, Haziran-Temmuz 1961, Sayı: 297, s. 27; “Karaman’da Türk Dil Bayramı”, Türk Yurdu Dergisi, Temmuz 1963, Sayı: 300, s. 31-32.

Uğur ERKÂN.