KARABEKİR Musa Kâzım

(1882-1948)

Şark (Doğu) Cephesi komutanı, Millî Mücadele kahramanı ve devlet adamı.

23 Temmuz 1882 tarihinde İstanbul Kocamustafapaşa’da doğdu. Asıl adı Mûsâ Kâzım’dır. Babası, Kırım Savaşı’na 16 yaşında gönüllü olarak yazılmış, Silistre ve Sivastopol muhaberelerinde bulunmuş ve yaralanmış Mehmed Emin Paşa, annesi Hacı Havva Hanım’dır. Karabekir, beş erkek kardeşin en küçüğüdür, diğerleri sırasıyla Hamdi, Hilmi, Şevki ve Hulusi beylerdir.

Türkmenler’in Avşar koluna mensup olan ailesi Karaman’ın Gaferiyat Kasabası’ndan (şimdiki ismi ile Kâzımkarabekir İlçesi) olup, Karabekiroğulları diye bilinir.

Tahsil hayatına babasının görevi sırasında doğu illerinde mahalle mekteplerinde başlamıştır. Daha sonra Fatih Askeri Rüşdiyesi’nden ve Kuleli Askeri İdadesi’nden mezun olmuştur. 1900 yılında Pangaltı Harbiye Mektebi’ne girmiştir. Burada Almanca ve Rusça dersleri almış, 6 Aralık 1902 günü “Piyade Teğmeni” rütbesiyle, sınıf birincisi olarak mezun olunca Kurmay Sınıfı’na ayrılmıştır. Erkân-ı Harbiye Mektebi’ne (Harb Akademisi) devam eden Karabekir, 1905 yılında bu okuldan da birincilikle mezun olmuştur ve “Altın Maarif Madalyası” ile ödüllendirilmiştir. Okul idaresi gösterdiği başarı nedeniyle kendisinden öğretmen olarak okulda kalmasını istemiştir ancak Karabekir Paşa bunu kabul etmeyip iki yıllık stajını görevlendirildiği 3. Ordu süvari topçu ve piyade bölük komutanlığı hizmeti olarak Manastır’da yapmaya başlamıştır. Burada birçok kere Rum ve Bulgar çeteleriyle uğraşmak zorunda kalmıştır. Bulgarlarla yapılan büyük bir çarpışmadan sonra kolağası (önyüzbaşı) rütbesine yükseltildi. 1907 yılında İstanbul Harbiye Mektebi tabiye muallim muavinliğine tayin edildi.

Enver Bey’le birlikte İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin Manastır ve İstanbul şubelerinin açılışında görev aldı. II. Meşrutiyet’in ilânından sonra Edirne’deki 3. Piyade Tümeni kurmay başkanlığına getirildi (19 Kasım 1908). Otuzbir Mart Vak‘ası üzerine Selânik’ten gelen Hareket Ordusu’nun kurmay başkanı olarak Beyoğlu kışlalarının ve Yıldız Sarayı’nın ele geçirilmesinde ve isyanın bastırılmasında önemli rol oynadı. Arnavutluk isyanının bastırılmasında da görev aldı (1910). 27 Nisan 1912’de binbaşılığa terfi etti ve Balkan Savaşı’na katıldı. Bulgarların Edirne’yi kuşatmaları sırasında ordu kumandanı Şükrü Paşa ile birlikte büyük fedakârlıklarla uzun süre düşmana karşı koydu. Fakat açlık ve cephanesizlikten dolayı esir düşerek Sofya’ya gönderildi (22 Nisan 1913). Edirne’nin geri alınışından sonra Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması’yla esaretten kurtulup, İstanbul’a geldi (21 Temmuz 1913).
I. Dünya Savaşı’na kaymakam (yarbay) rütbesiyle iştirak etti. 1. İran Kuvve-i Seferiyyesi kumandanlığına getirilip Bağdat’a gönderildiyse de İstanbul’a çağrılarak Kartal’daki 14. Tümen kumandanlığına tayin edildi (6 Mart 1915). Tümeniyle birlikte Çanakkale savaşlarına katıldı, Kerevizdere’de Fransızlar’a karşı savaştı ve başarılarından dolayı miralaylığa (albay) terfi etti. Askerî kişiliği açısından takdir toplayarak “Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası” ile ödüllendirildi. Ayrıca Almanya’dan “İkinci rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanı”nı, Osmanlı’dan da “Gelibolu Şeref Nişanı”nı ve “Muharebe Madalyası”nı aldı. Irak’ta bulunan Altıncı Ordu kumandanlığına tayin edilen Cormer von der Goltz Paşa’nın kurmay başkanı vekili olarak Bağdat’a gönderildi (10 Kasım 1915) Bu arada Gelibolu’daki başarılarından dolayı “Üç Yıl Savaş Zammı” ve Almanya’dan ikinci kez “Alman Demir Haç Nişanı” aldı. 24 Nisan 1916 tarihinde Kut’ül-amâre’de İngilizler’le yapılan savaşlara iştirak eden Karabekir Paşa, 18. Kolordu Kumandanı olarak bu cephedeki başarılarından dolayı yeniden “Altın Muharebe Liyakat Madalyası” ve “İki Yıllık Kıdem Zammı” verildi (8 Şubat 1917) .

Karabekir Paşa, 2. Kolordu kumandanı ve İkinci Ordu kumandan vekili olarak doğuda Ruslar’a karşı savaştı. Bölgedeki başarılarından dolayı padişah iradesi ile yeniden “Kılıçlı İkinci Mecidi Nişanı” aldı (23 Eylül 1917). Ruslar’ın savaştan çekilmesinden sonra bölgede tedhiş faaliyetlerini arttıran Ermeniler’le mücadele etmek üzere Üçüncü Ordu’ya bağlı 1. Kafkas Kolordusu kumandanlığına tayin edildi (31 Aralık 1917). Ağır kış şartlarına rağmen Erzincan’ı, Erzurum’u ve Hasankale’yi geri alarak bölge halkını Ermeniler’in katliamından kurtardı. Brest-Litovsk Antlaşması (3 Mart 1918) ile Ruslar’ın terkettiği elviye-i selâseyi (Kars, Ardahan, Batum) Ermeniler’den ve Gürcüler’den almak için harekâtını sürdürdü. 25 Nisan 1918’de Kars’ı kurtardıktan sonra 15 Mayıs’ta Gümrü’ye girdi. Bu başarılarından dolayı 28 Temmuz’da mirliva (tuğ-tümgeneral) rütbesine yükseltilerek Ermenistan ile Güney Azerbaycan’ı zaptetmekle görevlendirildi. 5 Eylül 1918’de Bakü’yü ele geçirmek için Tebriz’e doğru ilerleyen İngilizler’i geri püskürttü ve İran Azerbaycanı’na hâkim oldu. Osmanlı ordusunun diğer cephelerde yenilgiye uğraması üzerine birliklerini Nahcıvan’a çekmek zorunda kaldı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının (30 Ekim 1918) ardından İstanbul’a çağrıldı. İstanbul’a geldikten sonra kendisine teklif edilen Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye reisliği görevini kabul etmedi. İstanbul’da bir şey yapılamayacağını, kumandanların ordularının başına gönderilmesi gerektiğini ilgililere anlattı. Tekirdağ’daki 14. Kolordu kumandanlığına getirildiyse de kendi isteğiyle görev yerini Erzurum’daki 15. Kolordu kumandanlığına naklettirdi (13 Mart 1919).

Kâzım Karabekir 19 Nisan’da Trabzon’a ulaşarak Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleriyle toplantı düzenledi. 3 Mayıs’ta Erzurum’a gelip Erzurum Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleriyle görüştü ve bir kongre tertiplemelerini sağladı. Bu sırada Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ile haberleşerek Erzurum’da buluşan Kâzım Karabekir, müfettişlikten azledilen ve 8 Temmuz’da askerlikten istifa eden Mustafa Kemal’e kendisini önceden olduğu gibi bundan sonra da kumandanı kabul ettiğini bildirdi. 21 Temmuz’da Mustafa Kemal’den boşalan Üçüncü Ordu müfettiş vekilliğine getirilerek yetkileri daha da arttırılan Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’in kongreye girmesine karşı çıkan bazı delegeleri ikna ederek onu 23 Temmuz’da başlayan kongreye başkan seçtirdi. Kongrenin sekizinci günü, Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesini isteyen Harbiye Nezâreti’ne emrini yerine getirmeyeceğini bildirdi. Sivas Kongresi’nin toplanmasında ve başarıyla sonuçlanmasında da Mustafa Kemal’e yardımcı oldu. Millî Harekât Esas Planı’na göre Şark Cephesi kumandanlığına getirilen Kâzım Karabekir (14 Ocak 1920), İngilizler’in İstanbul’u işgal edip meclisi dağıtmaları üzerine mütareke uygulamasını kontrol için Erzurum’da bulunan İngiliz subay ve erlerini tutuklattı (bunlar 1921’de Malta’daki Türk sürgünleriyle değiştirilmiştir). Bütün valiliklere tamim göndererek İstanbul ile haberleşmeyi yasakladı. Büyük Millet Meclisi’ne Edirne’den milletvekili seçildiği halde doğudaki görevini sürdürdü. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti kendisine Erzurum valiliği görevini de verdi (6 Mayıs). Mütareke gereğince Türk ordusunun çekilmesinden sonra İngilizler tarafından Ermenistan’a ve Gürcistan’a verilen (Nisan 1919) elviye-i selâsedeki tedhişçiliğe karşı Türk direnişçilerini destekledi. Bu üç sancağın Mîsâk-ı Millî içine alınmasını sağladı. Bölgede Ermeni mezaliminin artması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinden harekât izni istedi. Sevr Antlaşması’nın Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis ve Bingöl’ü Ermeniler’e vermesi karşısında hükümet harekâta izin verdi (20 Eylül 1920). Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir, Soğanlı dağı geçitlerini tutan birliklerine taarruz emrini vererek 28 Eylül’de doğu harekâtını başlattı. Sarıkamış, Göle, Kağızman ve Kars’ı ikinci defa kurtardı (30 Ekim). Başarılarından dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla ferik (tümgeneral-korgeneral) rütbesine yükseltildi. Harekâta devam ederek 7 Kasım’da Gümrü’yü ve 12 Kasım’da Iğdır’ı aldı. Mütarekeye razı olan Ermeniler’le müzakereler yaptı. 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması’nı imzalayıp Ermenistan’ın Sevr Antlaşması’nda kendisine tanınan bütün haklardan vazgeçmesini sağladı. Ardahan da alınarak (23 Şubat 1921) Çürüksu, Acara ve Batum kazaları dışında kalan elviye-i selâse toprakları kurtarıldı. Kâzım Karabekir’e “şark (doğu) fâtihi” unvanını kazandıran bu zafer Millî Mücadele’ye katılanların ümidini arttırdı. Buradaki birliklerin bir kısmı batı cephesine kaydırıldı.

Kâzım Karabekir doğuda Ermeni mezalimi sonucu yetim kalan binlerce çocuğa sahip çıktı. Kolordunun imkânlarını kullanarak yetimler için Sanayi Mektebi, Leylî Eytâm İbtidâî Mektebi, Erzurum Ana Mektebi, İş Ocağı, Sıhhiye Mektebi, Sarıkamış Askerî İdâdîsi ve Sarıkamış Ana Mektebi gibi eğitim kurumlarını açtı. Kolordudaki ustalar sanat, subaylar da okuma yazma ve terbiye öğretmeni olarak görevlendirildi. Sanatkâr olan çocukların bir kısmı kolorduda bırakılıyor, diğerlerinin dışarıda iş bulmasına yardım ediliyordu. Zeki olanlar ise özel eğitime tâbi tutuluyor ve askerî mektebe gönderiliyordu. Çocuklarla bizzat ilgilenen ve yazdığı tiyatro oyunlarını onlara oynatarak eğitimlerine yardımcı olan Kâzım Karabekir zaferden sonra Ankara’ya geldi (15 Ekim 1922) ve Edirne milletvekili olarak meclisteki görevini sürdürdü. İzmir İktisat Kongresi’ne başkanlık etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne II. dönemde İstanbul milletvekili seçildi (29 Haziran 1923). Bu dönemde; Doğu Cephesi komutanlığı görevini de fiili olarak devam ettirmekte idi. Şark Cephesi Kumandanlığı lağvedilince (21 Ekim 1923) merkezi Ankara’da bulunan Birinci Ordu müfettişliğine tayin edildi. Bu sırada bir kararnâme neşredilerek hem milletvekilliği hem de askerlik görevi olanların bir tercih yapmaları istendiğinden 26 Ekim 1924’te müfettişlikten istifa ederek milletvekilliğini seçti.

“Millî Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı” görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi (21 Kasım 1923).

Halk Fırkası’ndan ayrılan, aralarında Rauf (Orbay), Refet (Bele), Ali Fuat (Cebesoy) ve Cafer Tayyar (Eğilmez) gibi Millî Mücadele’de önemli rol oynayan kişilerin de bulunduğu otuzu aşkın milletvekili tarafından kurulan Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası’na Kâzım Karabekir genel başkan seçildi (27 Kasım 1924). Ancak bu ilk muhalefet partisi Şeyh Said isyanıyla irtibatlandırılıp irticacı ve din istismarcılığı ile suçlanarak kapatıldı (3 Haziran 1925). Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’e karşı düzenlenen İzmir suikastından haberdâr olduğu halde bunu bildirmediği gerekçesiyle Ankara’da tutuklanarak İzmir İstiklâl Mahkemesi’nde sorgulandı. Bir ay sonra da beraat etti (23 Temmuz 1926). II. dönem meclisi sona erince milletvekilliği sıfatı kalmadı. Askerliği bırakıp milletvekilliğini tercih ettiği için müşir (orgeneral) rütbesini hak etmişken, birinci ferik (korgeneral) rütbesiyle emekliye sevkedildi (5 Aralık 1927).

Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçirdi. 84 kişilik “muhalifler” listesinin başında yer alan Karabekir Paşa, Erenköy’deki evinde inzivaya çekildi ve 10 sene sürekli tarassut (sıkı gözetim) altında tutuldu. 1930 seçimlerinde İstanbul’dan aday olduysa da seçilemedi. 27 Nisan 1933 tarihinden itibaren Milliyet gazetesinde “Bir Ankaralı’nın Defteri” imzasıyla kendisi aleyhine yazılar çıkmaya başladı. Millî Mücadele’deki hizmetlerini kötüleyen bu yazılara gönderdiği tekzip yayımlanmayınca bir kitap kaleme aldı. Fakat kitabı neşreden matbaa basılarak 5 bin adet kitap yakıldı. Ayrıca Erenköy’deki evi arandı ve yazdığı diğer kitaplar da götürüldü. Kâzım Karabekir, meclis başkanlığına şikâyette bulunup doksan beş dosyayı ve yayına hazır kırk dört kitabını geri istediyse de bir sonuç alamadı.

İsmet İnönü cumhurbaşkanı olunca onun desteğiyle Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul milletvekili oldu (31 Aralık 1938). Böylece yeniden siyasî hayata başladı. 6 ncı, 7 nci ve 8 inci dönemlerde İstanbul milletvekilliği yaptı ve 5 Ağustos 1946 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçildi. Meclis başkanlığı görevi Ankara’da vefat edinceye kadar sürdü (26 Ocak 1948). Önce Hava Şehitleri Mezarlığı’na gömülen naaşı daha sonra Atatürk Orman Çiftliği’nde hazırlanan Devlet Mezarlığı’na nakledildi (30 Ağustos 1988).

Karabekir, Aydın eşrafı Cemal Bey’in kızı İclâl Hanımla (1900-1954) 1924 yılında evlenmiştir. Bu evliliğinden ikiz kızları Hayat (1927-…) ve Emel (1927-1984), daha sonra da 3. kızı Timsal (1927-…) dünyaya gelmiştir.

Karabekir Paşa, ata yurdu Gaferyad’ı (Kâzımkarabekir) ve Karaman’ı iki kez ziyaret etmiştir. Karabekir Paşa, 1918 yılı başlarında 1. Kafkas Kolordu kumandanı iken Karaman’a uğramıştır. İkinci kez 29 Ekim-8 Kasım 1943 tarihleri arasında CHP İstanbul milletvekili sıfatıyla eşi ile ziyaret etmiştir. Ziyareti esnasında hemşehrilerinin sorunlarını dinlemiş, hemşehrilerine verdiği sözü tutmuş ve onların sorunlarını Meclise taşımıştır.

Konya ili Karaman ilçesine bağlı bir “Kasaba” olan yerleşim birimini adı 1956 yılında, Kâzım Karabekir Paşa’nın adına atfen “Kâzımkarabekir” olarak değiştirildi. 4 İl ve 5 İlçe Kurulması Hakkındaki 15.06.1989 tarihli ve 3578 sayılı Kanun ile Karaman ilçesi Konya ilinden ayrılarak Karaman ili adı ile il merkezi olarak kurulmuş ve Kâzımkarabekir ilçe statüsü kazandı. Karaman ve Kâzımkarabekir’de Kâzım Karabekir Paşa’nın birer anıtı bulunmaktadır. Her yıl 26 Ocak’ta Kâzımkarabekir ilçesinde “Kâzım Karabekir Paşa’yı Anma Etkinlikleri” düzenlenmektedir.

Ayrıca, 1968 yılında Erzurum’da inşa edilen ve Cemal Gürsel Stadyumu’nun adı, 10 Ağustos 2012 tarihinde alınan bir kararla Kâzım Karabekir Stadyumu olarak değiştirilmiştir.

Eserleri: Yaşadığı olayları günü gününe kaydetme alışkanlığına sahip olan Kâzım Karabekir’in eserleri daha çok hâtırat türündedir. Hayatım (İstanbul 1995) çocukluk ve gençlik yıllarında tuttuğu notlardan oluşmakta ve 1908’de son bulmaktadır. Hayatının bundan sonraki kısmı İttihat ve Terakkî, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele ile ilgili eserlerinde bulunmaktadır. İttihad ve Terakki Cemiyeti (1896-1909) Neden Kuruldu? Nasıl Kuruldu? Nasıl İdare Olundu? (İstanbul 1993); Birinci Cihan Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik? (İstanbul 1938; I-II, İstanbul 1994); Erzincan ve Erzurum’un Kurtuluşu (İstanbul 1939, 1994) ve Sarıkamış, Kars ve Ötesi (İstanbul 1994) ilk dönemde yazdığı eserleri arasında yer alır. Milliyet gazetesindeki yazılara cevap vermek üzere kaleme aldığı ve daha matbaada iken yakılan İstiklal Harbimizin Esasları adlı kitabının (İstanbul 1933) ikinci baskısı 1951’de yapıldı. 1940’lı yıllarda Paşanın daha değişik bir üslûpla yeniden yazdığı bu eseri Paşaların Hesaplaşması, İstiklal Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik? adıyla yayımlandı (İstanbul 1992). Ayrıca Kâzım Karabekir Anlatıyor (İstanbul 1993); Paşaların Kavgası, Atatürk-Karabekir (İstanbul 1995) adlı kitaplar da onun eserlerinden derlenmiştir. Türk ordusuna ithaf ettiği İstiklal Harbimiz (İstanbul 1960) Kâzım Karabekir’in en önemli eseridir. Mondros Mütarekesi’nden Lozan Antlaşması’na kadar cereyan eden olayları belgeleriyle birlikte ele alan bu eser savcılık tarafından toplatılmışsa da daha sonra mahkemece serbest bırakılmıştır. Kâzım Karabekir’in araştırma ve inceleme türü eserleri de şunlardır: İslâm Ahalinin Dûçar Oldukları Mezalim Hakkında Vesâika Müstenid Mâlûmat (İstanbul 1334); 335 Senesi Temmuz Ayı Zarfında Kafkasya’da İslâmlar’a Karşı İcra Olunduğu Haber Alınan Ermeni Mezalimi (İstanbul 1335); Birinci Kafkas Kolordusu’nun 334’teki Harekâtı ve Meşhedâtı Hakkında General Harbord Riyasetindeki Amerikan Heyetine Takdim Edilen Rapor (Erzurum 1335); 335 ve 336 Seneleri Kafkasya’da İslâmlar’a Karşı İcra Olunduğu Tebeyyün Eden Ermeni Mezalimi (Kars 1337); Ermeniler Nereden Geldiler, Nereye Gidiyorlar? (İstanbul 1939); İktisad Esaslarımız (İzmir 1339); Sanayi Projeleri (Ankara 1339); İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihad Terakki Erkânı (Ankara 1990); Kürt Meselesi (İstanbul 1994). Ayrıca doğudaki yetim çocuklar için yazdığı Şarkılı İbret adlı çocuk oyunları ile (Trabzon 1338) Öğütlerim (Erzurum 1336) ve Çocuk Davamız (Ankara 1943) adlı eserleri vardır. Kâzım Karabekir’in çoğu konferans olmak üzere askerî konularda yazdığı kitaplar da şunlardır: Sırp-Bulgar Seferi 1885 (Edirne 1328); Bulgar Ordusu’nun Terbiyesi (Edirne 1328); İtalya-Habeş Seferi (Edirne 1328); Osmanlı Ordusu’nun Taarruz Fikri (Edirne 1328); Erkân-ı Harbiye Vazifeleri Hakkında (1338); Erkân-ı Harbiye Vezâifinden İstihbârat (1339); İngiltere-İtalya ve Habeş Harbi (İstanbul 1935); Talim ve Terbiye Hakkında Anahatlar (Ankara 1340); Ankara’da Savaş Rüzgârları II. Dünya Harbi (İstanbul 1994); Gizli Harb İstihbarat (İstanbul 1998).

BİBLİYOGRAFYA:

Peyami Safa, Şark Cephesi Serdârımız Kâzım Karabekir Paşa, İstanbul 1922; Feridun Kandemir, Kâzım Karabekir, İstanbul 1948; a.mlf., İzmir Suikastinin İçyüzü, İstanbul 1955, I, 68-72; a.mlf., Kâzım Karabekir’in Yakılan Hatıraları Meselesinin İçyüzü (nşr. Nejat Ağbaba), İstanbul 1964; Tahsin Demiray, İstiklal Harbimizin Müdafaası, İstanbul 1969, tür.yer.; Azmi Nihat Erman, İzmir Suikastı ve İstiklal Mahkemeleri, İstanbul 1971, s. 119-123; Ziya Tütüncü, Şark Fatihi General Kâzım Karabekir, İstanbul 1975; Cahit Kavcar, “Kâzım Karabekir Paşa’nın Bir Eseri: Şarkılı İbret (Çocuk Oyunları)”, Beşinci Milletlerarası Türkoloji Kongresi Tebliğler: Türk Edebiyatı, İstanbul 1985, I, 171-178; Fahrettin Kırzıoğlu, Kâzım Karabekir, Ankara 1991; Kâzım Karabekir Anlatıyor (haz. Uğur Mumcu), İstanbul 1993, s. 37-38; Kâzım Karabekir maddesi – Küçük Cevdet, İslâm Ansiklopedisi, Diyanet Vakfı Yayınları, c. 25, s. 150-151; http://kazimkarabekirvakfi.org.tr/kazimkarabekir.htm Erişim tarihi: 09.01.2016; İpek, Turgay (10 Ağustos 2012). “Derbi öncesi sürpriz karar”. Doğan Haber Ajansı. Erzurum: Milliyet. Erişim tarihi: 22 Ağustos 2013; Balcıoğlu Mustafa, Muhalif, Ankara 2014, s. 147-168.