Büyükkarapınar (Karapınar)

Başyayla ilçesine bağlı köy.

Köy, Orta Toroslar’da Taşeli platosunun tam ortasında yer almaktadır. Üzümlü ve Elmayurdu köyleri arasında, çevresi yüksek dağ ve orman ile çevrili güney-kuzey yöneltisinde uzanan geniş ve yemyeşil bir vadi üzerinde kurulmuştur.

36° 41′ 8,7576” kuzey ve 32° 41′ 13,4622” doğu koordinatlarında yer alan köy; doğusu ve güneyinde; Elmayurdu (İznebol), kuzey ve kuzeydoğusunda; Üzümlü (Davdas) ve batısında; şimdi Sarıveliler’in bir mahallesi olan Adiller topraklarının sınırları ile çevrilidir.

Başyayla’ya 12 km, Ermenek’e 25 km, Karaman’a Başyayla üzerinden (12+70) 182 km ve Ermenek üzerinden yaklaşık 205 km’dir. Başyayla ve Taşkent üzerinden Konya’ya mesafesi (12+180) 192 km’dir. Köy Mersin’e 275 km ve Alanya’ya 100 km uzaklıktadır.

Göksu’nun kollarından biri olan Küçüksu’nun bir kolu köyden çıkmaktadır. Dere hâlinde içinden çıkan pınarları bol olduğu kadar temiz ve soğuk sularıyla çağlayanlar halinde köyün içinden akarak çevresine hayat ve bereket bahşetmektedir. Batısında oldukça yüksek ve dik dağ yamaçları, doğusunda ormanlıklı tepelerin çevrelediği vadi, uzaktan yemyeşil bahçeleri ile son derece cazip ve dinlendirici bir manzara gösterir.

Eskiden Halimiye (Tepebaşı), İznebolı (Elmayurdu), Büyükkarapınar boğazı ile Başköy, Kirazlıyayla, Davdas (Üzümlü) ve Kışla boğazlarına “Navağı”, bu köylerden çıkan su menbalarının birleştiği yerlere ise “Navağı deresi” denilirdi. Navağı’nın merkezi kısa bir süre Davdas olmuş, daha sonra Halimiye’ye geçmiştir. “Navağı” Osmânlı kaynaklarında “Nevahi” olarak geçmektedir.

Köy, Elmayurdu (İznebolı) köyü yakınlarında, önceleri mevki konumunda iken, sonradan köy hâline gelmiştir. Menbaında birden çok su kaynadığından “Karamuğarlar” mevkii olarak geçmiştir. Daha sonraları Başdere Karamuğar’ından (Küçükkarapınar önce köy, şu an Sarıveliler’in mahallesi) tefrik etmek için “İznebolı Karamuğarı” denilmeye başlanmıştır. Çevre köylerin adı değiştirildiği hâlde köyün adı Türkçe olduğu için değiştirilmemiştir.

Köyün kapladığı alan 13.345, 472 dekardır.

Köyün bulunduğu yerin rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 1.200-1.240 m’dir. Deretaşı (1.180 m), Aşağı Kozbaşı (1.320 m), Göl ve Munduras (1.400 m), Omarpınarı’nın üst kısımları (1.490 m), Selme Beleni (1.600), Yaylalar (1.640-1.700 m), Çetince (1.800-1.900 m), Kalenin kırın tepesi (2.000 m) ve Cindiri dağları (2.030 m) köyün yükseltileridir.

Köyün tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Coğrafi yapısından dolayı işgallere kapalı kalmıştır. Çukur, Uzunalan, Soğukpınar mevkileri ile Karayaprak sırtlarındaki Omar’ın İni (Pencereli İn) üstündeki mağaralarda geçmiş asırların hayatlarından izler taşımaktadır. Heyelan nedeni ile Omar’ın İni’nin yükseltisi insanların şimdilerde ulaşamayacağı bir yükseklikte kalmıştır.

Köy, Hititler (M.Ö. 1900- 700) Dönemi’nden izler vardır. Lakin esas izler Roma Dönemidir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmasından sonra bilindiği gibi Anadolu toprakları Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sınırları içinde kalır. Yörede, İzvit’te (Yukarı ve Aşağı Çağlar), Başyayla merkez ve mahallerinde, Dindebol (Katranlı) sınırları içinde, Güneyurt’ta, Elmayurdu’nda, Uğurlu’da, Göktepe’de Roma Dönemi ve akabinde Bizans Dönemi’nde çok sayıda kalıntı, örene ve sığınaklar bulunmaktadır.

Taşeli Yöresi, tarih boyunca ovadan ve denizden gelen hâkim güçlerden kaçan kavimlerin ve insanların sığınakları (hayat alanları), barındıkları mekânlar olmuştur. Bu yerler yakın tarihe kadar kanun kaçkını insanların da barınak yerleri olmuştur.

Roma İmparatorluğu’nun resmî din olarak Hristiyanlığı kabulünden önce Hz. İsa’ya (as) inananlar tarafından burası güvenli mekânlar olarak tercih edilmiştir. Bu yerleşim yerlerinden en önemlilerinden biri de Zenonopolis’tir (İznebol=Elmayurdu). Zenonopolis’in bilinen ilk yeri Örene, Köytarlası (Hacıbeğe yeri), Aşağı Kozbaşı, Uzunalan, Mulduras’ın Soğukpınar tarafı, mezarlık olarak da köy arığının bağlandığı çukurun üstündeki kısımlardır. Çok yakın zamana kadar bu sayılan yerlerin ziraatle uğraşanlar o dönemlere ait çeşitli kalıntılara ve bulgulara rastlamışlardır.

İstanbul’da taht kavgaları nedeni ile İmparator Leon, Zenon’u yardıma çağırmıştır. Büyük bir ordu ile şehre giren Zenon, Lenon’un tahtını kurtarır. Bilahare Bizans’ın başına geçerek imparator olur. Kendisi taşradan gelmiştir, aşağılanır ve devrilir. Tekrar Taşeli’ne geri döner güçlenir yeni bir ordu ile İstanbul’a tekrar gelir, Zenon’un imparatorluk dönemi (474-475; 476-491) yıllarıdır. Bu yıllarda doğduğu yöre olan İsauria Dekapolis’e (on şehir/Ermenek ve civârı) su yolları ve kervân yolları yapar, asayışı sağlar.

Kisse Örenyeri (Tescil Tarihi ve Karar No: 24.02.1999- 3442); köyün yaylasında bulunmaktadır. Burası aynı zamanda önemli bir geçiş yolu olan Karaman- Bucakkışla- Balkusan, Kirazlıyayla-Üzümlü-Büyükkarapınar Yaylası- Köristan Boğazı-Fariske- Çukurbağ- Gazipaşa ya da Alanya’ya ulaşan tarihî yol üzerinde stratejik konumu olan bir yerdir.

Çevresine hâkim bir tepede (1.650-1.700 m) yer alan Aziz Sokrates Kilisesi yer almaktadır. Tapu kayıtlarında bu kilise H. 1318/ M. 1900’lü yıllarda Sarıkilise olarak geçmektedir.  Kilisenin ne zaman inşa edildiği bilinmemekle birlikte Hristiyanlığın ilk gizli yayılma döneminde, muhtemelen M.S. 4. asırda inşa edilmiş olmalıdır.

Büyükkarapınar köyü, Doğu Roma İmparatoru Zeno’nun doğum yeri olan Zenonopolis’in kalıntılarını barındırır. Günümüze ancak zayıf izlerle ulaşabilen geç antik yerleşmenin en önemli yapısı, köyün yaylasında bulunan kilisedir. Yapıyı, XX. asrın başlarında bu sitten Braunsberg’e (bugünkü Braniewo-Polonya) götürülen bir yazıtta adı geçen Aziz Sokrates ile ilişkilendirmek mümkündür.

Yerleşme, yakın çevresi ve kilise, Prof. Dr. Turgut SANER başkanlığında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi üyelerinden oluşan bir ekip tarafından 21- 23 Ağustos 2008 ve 10-18 Ağustos 2009 tarihlerinde iki defa köye gidilerek, incelenmiştir.

SANER’in, “İmparator Zeno’nun Köyü Büyükkarapınar ve Aziz Sokrates Kilisesi” söyleşisi 25 Kasım 2009 tarihinde Osmanlı Bankası Müzesi Etkinliklerinde ve 29 Mart 2010 tarihinde İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü Kollokyumu kapsamında bilim dünyasında paylaşılmıştır.

Büyükkarapınar Köyü Orta Toroslarda, antik coğrafyada Isauria’nın sınırları içinde, Göksu Irmağı’nın (Ermenek Çayı) bir kolu olan Küçüksu’yun başlangıcında gelişmiş bir yerleşmedir. SANER’e göre bu nokta eski adı “Rusumblada” olan Doğu Roma imparatoru Zenon’un doğduğu kasaba olması nedeniyle onurlandırılarak adı “Zenonopolis” olarak değiştirilen ve daha sonra hep bu adla tanınan yerleşmenin bulunduğu yerdir.

2008 çalışması Büyükkarapınar köyünün yaylasında bulunan kilise kalıntısında odaklanmıştır. Yapı yayladaki belirgin bir yükseltinin/tepenin üzerindedir. Bugüne kadar büyük tahribat görerek ulaşmıştır. Güneyde, iki büyük ayağı birbirine bağlayan kemeri ayaktadır, bu kalıntının kuzeyinde de kaçak kazılarla ortaya çıkmış bir diğer ayak kalıntısı ile duvar hattı saptanmıştır. Bu izler bazilikal bir düzenlemeyi akla getirmektedir. Kilisesinin yerleştiği yükselti (yaklaşık 1.650-1.700 m) kısmen kayalık bir yapıya sahiptir. Yapının güneydoğusunda kayaya oyulma bir mezar, güneyinde kayaya oyulmuş büyük bir mekân görülmektedir. Yakın çevresinde herhangi başka bir kalıntıya rastlanmamıştır. Kilisenin doğusunda sarp kayalıklar ve sert bir eğim üzerinde çoğunluğu ardıç ve ladinden oluşan ormanlık bir alan mevcuttur. Bulunduğu yer aynı zamanda Akdeniz’i (Alanya, Gazipaşa) İç Anadolu’ya (Karaman’a) bağlayan bir kervân yolu güzergâhıdır.

Kilisenin bugün Polonya’nın Braunsberg (Braniewo) şehrinde bulunan, bu sitten XX. asır başlarında götürülmüş bir kitâbede adı geçen Hristiyan şehidi Aziz Sokrates’e adanmış yapı olması güçlü bir ihtimâldir.

Şimdi Polonya Müzesi’nde bulunan bir kitâbede; “Parlak Zenonopolis şehrinin imanlı piskoposu Firminianos, …lavius Longinus’un konsüllük görevinden sonra (II. İndiktion), Aziz Sokrates’in su yolunu tümüyle yeniden inşa ettirmiştir; suyu şubat ayında muzaffer şehidin çeşmeli havlusuna akıtmıştır. Bu sudan faydalanan sizler dûâ edin. Edin ki, aziz şehidin koruması altında bu su yolu yıllar yılı bozulmadan kalsın. İnşaatı yapan Prymnessoslu su mühendisi Uksanon.” denilmektedir.

Bu kitâbenin bir kopyası, Polonya’dan Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Haydar ÖZTAŞ tarafından getirtilmesi sağlanmıştır ve gözle görülür hâle getirilmiş ve meraklıların hizmetine sunulmuştur.

Bu kitabeye göre su yolunun onarılması M.S. 488 yılıdır. Aziz Sokrates Kilisesi’ni yaptıran Zeno, Zenonopolisli’dir. Zenonopolis, bugün Büyükkarapınar meyve bahçeleri içinde bulunan ve varlığı eskiden beri bilenen ve köylüler tarafından “Örene” olarak adlandırılan “Örene ölü şehridir.?”

Yapım tekniğini ve mimarî dekorasyonunu esas alan genel gözlemler, kitâbenin tarihiyle (M.S. 488) uyum içindedir. Kitâbede kiliseye bir kaynaktan (Beypınarı) su iletildiği, daha doğrusu su iletim sisteminin onarıldığı anlatılmaktadır. Gerçekten de yapının batısında, bugün bahçeler içinde kalan bir su kaynağı ve buradan devam eden kayalık alanların yer yer düzlendiğini gösteren zayıf izler vardır. Köylülerin ifadesine göre taştan olukların (su taşıma kanallarının) yakın zamana kadar alanda görülebildiği yönündedir.

Suyun getirildiği kaynağa köylüler “Beypınarı” demektedirler. Kaynakla kilise arasında dar bir boğaz bulunur. Köylüler oraya “Mezarlık Gediği” derler. O günün tekniği ile dar ve alçak bir boğazdan tepedeki kiliseye su getirmek için birleşik kaplar usulü kullanılmıştır.

SANER ve ekibi tarafından, ilk çalışmada öncelikle kilisenin 1/100 vaziyet plânı ve alanın topografyası çıkarılmış, 1/50 ölçek için plânı, kesitleri görüntüleri alınmıştır. Yapı alanında çok sayıda taş çatı kiremit parçası vardır; bunlardan da örnekleme amacıyla, boyut ve biçim açısından veri niteliği taşıyanlar büyük ölçekli çizimler üretmek üzere belgelenmiştir. Aynı şekilde “S” biçimli profil veren mimarî parçalar, motifleri tanınamayacak oranda bozulmuş olmakla birlikte bezemeli üç taş levha parçası da belgelenen önemli yüzey buluntuları arasındadır.

Köyde bulunan Yatağan Dede Zâviyesi, “Şadgeldi Zâviyesi” olarak da bilinmektedir. Yatağan Dede isimli bir derviş tarafından yaptırılan (VAD. nr., 1141, vr. 15c) zâviyenin yapım tarihi belli değildir. Ancak Karamanoğlu İbrâhim Bey’in, hüküm sürdüğü H. 826- 868/ M. 1423- 1464 yılları arasında zâviyenin şeyhi İsmâ’îl’e vergiden muâf olduğuna dair mektup vermesine bakılarak (Gök, 2006: 153), zaviyenin XV. asrın ilk yarısından itibaren mevcut olduğu söylenebilir.

Zâviyedârlığın, zâviyeyi yaptıran Yatağan Dede’nin neslince yürütülmesinin şart koşulduğu belgelerden anlaşılmaktadır (VAD. nr., 1141, vr. 15c).

Zâviyelerin, bir yol güzergâhında, mevzi veya mevki konumunda bir yerde bulunurken, zamanla çevresine yapılan yerleşmelerle köy oluşumlarını da sağladığı belgelerden anlaşılmaktadır. İznebolı (Elmayurdu) köyü civârındaki köyün yolla oluştuğu sanılmaktadır.

H. 906/ M. 1500 yılında bir zeminden 425 akça geliri vardı. Ceviz ağacından 10 akça geliri vardı (TKK, nr. 565).

H. 924/ M. 1518 ve H. 962/ M. 1555 tarihli tahrîr defterlerinde pâdişâh berâtıyla görev yapan Yatağan Dede Zâviyesi’nin iki şeyhi; Şeyh Nevmîgeldi-oğlu İsmâ’îl ve Şeyh İbrâhim-oğlu Mestân’dır (Gök, 2006: 154).

H. Şa’bân 1109/ M. Şubat 1698 tarihinde Yatağan Dede Zâviyesi’nin zâviyedârları Erdem-oğlu Mustafâ-oğlu İbrâhim ve Hüseyin’in vazifeleri Sultan II. Mustafâ Han’ın cülûsu ile yenilenmiştir (VAD. No: 1140, vr. 54b).

H. Şa’bân 1111/ M. Ocak 1700 tarihinde Karapınar Köyü Câmii’ne günde iki akçayla imâm ve hatîb olan Mehmed’in vefât etmesiyle bu vazifeler, Mustafâ’ya verilmiştir (VAD., nr. 1141, vr. 15b).

H. Safer 1112/ M. Temmuz 1700 tarihinde Yatağan Dede Zâviyesi Zâviyedârı Abdurrahmân Efendi’den bu vazifeyi Mehmed almıştır (VAD. No: 1141, vr. 15b).

H. Safer 1113/ M. Temmuz 1701 tarihinde Yatağan Dede Zâviyesi’nde zâviyedârlığın evlâda şart koşulmuş olmasına rağmen, evlâddan olan Erdem-oğlu Mustafâ-oğlu İbrâhim ve Hüseyin varken bu vazifeyi hariçten Abdurrahmân alıp, bu kişilere haksızlık etmesi nedeniyle görevden alınmış, bu vazife Erdem-oğlu Mustafâ-oğlu İbrâhim ve Hüseyin’e verilmiştir (VAD., nr. 1141, vr. 15c).

H. Şevval 1123/ M. Kasım 1711 tarihinde Yatağan Dede Zâviyesi Zâviyedârı Abdurrahmân’ın vefât etmesiyle bu vazife Mustafâ’ya verilmiştir (VAD., nr. 1141, vr. 15f).

H. 1256-1261/ M. 1840-1844 yılları arasında tutulan temettü’ât defterlerinde 86 hâne idi. Karyedeki hâne reisleri ve meslekleri; İmâm-oğlu Hüseyin (köy imâmı), Mustafâ-oğlu Hidayetullâh (muhtar), Hâcı Hasan-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Abdülkadir (Erbâb-ı Ziraat), Basır-oğlu İsmâ’îl (erbâb-ı ziraat), Birâderi Süleymân (erbâb-ı ziraat), Birâderi Hasan (erbâb-ı ziraat), Kara Osmân-oğlu Abdullâh (erbâb-ı ziraat), Abdülbâkî-oğlu Seyyid (erbâb-ı ziraat), Mustafâ-oğlu Ömer (erbâb-ı ziraat), Yûsuf-oğlu Ahmed (amele), Süleymân-oğlu Abdülkerim (sıbyan), Yahyâ-oğlu Ahmed (erbâb-ı ziraat), Kara Osmân-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), Kara Osmân-oğlu Durmuş Alî, Gök Hüseyin-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), Osmân-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), Birâderi Durmuş Alî (erbâb-ı ziraat), Kara Osmân-oğlu Alî (erbâb-ı ziraat), Kara Göde-oğlu Hüseyin (erbâb-ı ziraat), Birâderi Alî (erbâb-ı ziraat), Gök Hasan-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), Dede-oğlu Osmân (erbâb-ı ziraat), Mehmed Çelebî-oğlu Âli (erbâb-ı ziraat), Çukur-oğlu Hasan (erbâb-ı ziraat), Hasan-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Molla-oğlu Abdurrahmân (erbâb-ı ziraat), Kara Hasan-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Velî-oğlu Hasan (erbâb-ı ziraat), Velî-oğlu Ahmed (erbâb-ı ziraat), Ömer-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), İlyâs -oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), Öğüç Alî-oğlu Süleymân (erbâb-ı ziraat), Çullu-oğlu Mehmed’in-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Abdülkerîm-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Tapur Abdullâh-oğlu Abdullâh (erbâb-ı ziraat), Halîl-oğlu Mustafâ (amele), Kizir-oğlu İbrâhîm (erbâb-ı ziraat), Mahmûd-oğlu Süleymân (erbâb-ı ziraat), Mahmud-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Birâderi-oğlu Süleymân (erbâb-ı ziraat), Birâderi Mahmûd (erbâb-ı ziraat), Koca-oğlu Alî (erbâb-ı ziraat), Kara Hasan-oğlu Topal Süleymân (erbâb-ı ziraat), Birâderi Osmân (erbâb-ı ziraat), Ömer-oğlu İbrâhîm (erbâb-ı ziraat), Abdullâh-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), Demirci Mehmed’in-oğlu Mustafâ (erbâb-ı ziraat), Osmân-oğlu Mehmed (erbâb-ı ziraat), İmâm-oğlu Hüseyin (erbâb-ı ziraat), Abdullâh-oğlu Yûsuf (erbâb-ı ziraat), Hâcı Hasan Efendi-oğlu Hüseyin Efendi (erbâb-ı ziraat), Mustafâ-oğlu Abdullâh (erbâb-ı ziraat), Hüseyin-oğlu Mehmed Kethûda (erbâb-ı ziraat), Ahmed-oğlu Abdullâh (erbâb-ı ziraat) ve Mustafâ-oğlu Mehmed’dir (amele).

Köyün; 49 dönüm bağ-bahçe ve 156,5 dönüm ekilebilir arazisi olmak üzere toplam 205,5 dönüm arazisi bulunuyordu. Toplam 38.462 kûruş arazi geliri elde ediliyordu. Ayrıca, 78 adet büyükbaş, 46 adet binek ve yük hayvanı, 454 adet küçükbaş ve 34 adet kovan varlığı bulunuyordu. Toplam 4.116 kûruş hayvân geliri elde ediliyordu. Köyün vergi-i mahsusa, ağnam ve öşür vergisi yekûnu 28.580 kûruş idi.

Köy içinde mezarlıkta Karamanoğulları devrinden kalma 5X5 m boyutlarında üzeri çatma ahşap örtülü güneye iki, doğuya bir, kuzeye iki penceresi ile yine batıda sol köşede bir kapısı olan basit bir türbe mevcut olup, içinde üç mezar bulunmaktadır. Bunlardan biri-ortadaki- Karamanoğulları hanedânından olduğu rivâyet edilen Şehit “Şadgeldi”ye, diğer ikisi ise oğullları “Nevmîgeldi” ve “Mestân”a ait olduğu söylenmektedir.

Yine köyden yaşlı kişilerin anlattığına göre; bu türbenin bulunduğu yerde imâretin mevcut bulunduğu, Karamanoğulları devrinde ve daha sonra Silifke sancağından gelen erzâk ile perşembe günü öğleden cum’a günü öğleye kadar mutfak kaynadığı, gelip geçenlere ve fakirlere dağıtıldığı bilinmektedir. Bugün imâretten eser kalmamıştır; sadece çeşmesinin kalıntıları ile hâlen mezarlık durumuna gelmiş ve çevresi köylüler tarafından duvarla çevrilmiş 600 m2 kadar bir alan “imâret yeri” olarak anılmaktadır.

Köye ilk gelip yerleşen Topallar sülâlesidir. XIX. asrın yarısında ki Şahgeldi Zâviyesi ile ilgili belgelerden vâkıf mütevellileriin bu sülâleden olduğu anlaşılmaktadır. Topallardan sonra Hacıhasangiller’in atası olan Yörük Beği Talvar Hasan köye gelmiştir. Köye üçüncü gelen Basırlar’dır. Basırlar sülâlesi kalabalık bir ailedir. Diğer ailelerde muhtelif yerlerden gelip, peyderpeh yerleşmişlerdir. Köylüler Kozbaşı, Göl, Mulduras, Selme gibi geniş alanlardaki tarlaları Üzümlü (Davdas) ve Elmayurdu (İznebol) köylülerinden satın almışlardır. Hâlâ günümüzde de hariçten köye evlilik yoluyla yerleşenler olmaktadır. Köye yerleşen ailelere genellikle geldikleri yerlerin isimleri verilmiştir. Bazılarına da aile reislerinin ismiyle lakâplar verilmiştir.

Köy, R. 1338/ M. 1922’de Konya Vilâyeti Sıhhiye Müdürü Dr. Nazmi Azmi Bey (SELCEN soyadını almıştır, d. 1303/ M. 1887, Arapgir, Malatya-v. 1945, İstanbul) tarafından kaleme alınan “Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası-Konya Vilâyeti” kitabında, Konya Vilâyeti, Ermenâk Kazası, Davdas Nâhiyesi’ne bağlı köy olarak geçmektedir.

1928 yılında eski Türkçe alfabe ile yayınlanan “Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları” isimli kitapta Büyükkarapınar Köyü; Konya Vilâyeti, Ermenâk Kazâsı, Halimiye Nâhiyesi köyleri arasında zikredilmiş ve eski Türkçe harfler ile “بيوك قره پيكار”, Lâtin harfleriyle “Buyuk cara punar” şeklinde ifade edilmiştir.

Köy Konya İli, Ermenek İlçesi Tepebaşı Bucağı’na bağlı iken 15 Haziran 1989 tarihinde kabul edilen “3578 sayılı 4 il ve 5 ilçe Kurulması Hakkında Kanun” gereği; Karaman İli, Ermenek İlçesi, Tepebaşı Bucağı’na bağlanmıştır. 19/6/1989 (21 Haziran 1989 tarihli ve 20202 sayılı Resmî Gazete, s. 1, 17-22).

9 Mayıs 1990 günü kabul edilen “3644 sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanun”la Karaman İli’nde Başyayla adıyla ilçe kurulmuş ve bu ilçeye bağlanmıştır. 17/5/1990 (20 Mayıs 1990 tarihli ve 20523 sayılı Resmî Gazete, s. 4, 37).

H. 1256-1261/ M. 1840-1844 yılları arasında Karapınar karyesi, 56 hâne olup, tahmini nüfusu 280 kişi olduğu tahmin edilmektedir.

Köy; 1935’te 615 kişi, 1940’da 630 kişi, 1945’te 655 kişi, 1950’de 704 kişi, 1955’te 726 kişi, 1960’da 756 kişi, 1965’te 844 kişi, 1970’de 846 kişi, 1975’te 863 kişi, 1980’de 864 kişi, 1985’te 862 kişi, 1990’da 1.241 kişi ve 2000’de 1.050 kişi olarak sayılmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2007 yılında geçilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre köyün nüfusu 784 kişidir.

2008’de 793 kişi, 2009’da 760 kişi, 2010’da 760 kişi, 2011’de 751 kişi, 2012’de 716 kişi, 2013’te 698 kişi, 2014’te 646 kişi, 2015’de 611 kişi, 2016’da 601 kişi ve 2017’de 557 kişi olarak tespit edilmiştir.

Köydeki sülâleler ve aldıkları soyadları; Abbışlar (Kara), Abdioğulları (Aydoğan), Acemler (Acamlar da denilmektedir, Acem, Acemli, Acemoğlu), Alikocalar (Adiller köyünden gelme, Yüksel), Arifler (Elazığ Harput’tan gelme, Ergin), Akıllılar (Dülger), Basıroğulları (Baysal), Bodular (Bodu), Cımıklar (Alparslan), Çetinaliler (Topal), Demirciler (Arıpınar, Ballı, Seki), Güçlüler (Çuhadar), Hâcıabdullalar (İnci), Hacıhasangiller (Aykul, Çalışan, Kutlu, Onat, Şimşek), Hâcılar (Başpınar, Kaya, Özbek, Yakın), Hasanhocagiller (Özen), Hüsülüler (Özdemir), İmâmlar (Argun, Arslan, Dündar, Öztekin), Karaağmatlar (Kocayılmaz), Kafesağmatgil (Erikçi), Karabıyıklar (Karabıyık), Karacalar (Macit), Karahasanlar (Basur), Köseler (Köse, Küçükköse), Kuruüzümalisi (Erikçi), Küçükler (Küçük), Mahmudlar (Uğuz), Memedustalar (Yöndem), Mevlitgil (Gündüz), Mollaosmanlar (Kaya, Kırlı, Rüzgâr), Mükreminer (Topsakal), Omarlar (Yalçın), Pazvantlar (Pavzatta denilmektedir, Yücel), Şekerler (Mutlu, Sezer, Şeker), Tapurlar (Tapur, Teper), Tatağmatlar (Koçaş), Tırtarlar (Tırtar), Topallar (Aras, Çukur, Doğan, Işın, Öğülceli, Öğünmüş, Şahin, Turgut, Ulusoy, Yavuz, Yavuzlu), Ümmüalisiler (Demirci), Yahyalar (Koçak, Koçaklı), Yitikler (Özer) ve Yusufağalar’dır (Ertekin, Öztaş).

Köyün toprağı dar ve geçimi zor olduğundan köyden toplu göçler 1950-1970’li yıllarda genellikle Mersin Erdemli’ye, İzmir Demirciköy ve Ayrancılar’a, Gümüldürü’ye, Kocaeli-Gölcük’e, Konya ve İstanbul’a yapılmıştır. Son yıllarda Ermenek ve Konya’ya önemli ölçüde göç vardır.

1990’lı yıllarda yapı ustası olan Alper (Miroğlu) ARIKAN (Sarıveliler Ortaköy’den), Abdullah AŞKAR (Dumlugöze (Muzvadi) köyünden) ve Zeki ÖZSOY (Karadeniz Ereğlisi’nden) köyden evlenerek köyde ikâmet etmeye başlamışlardır.

450 seçmeni olan köyde; 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi öngören halk oylamasında (referandum) 368 seçmen 1008 ve 1009 numaralı sandıklarda oy kullanmıştır. 352 oy geçerli, 16 oy geçersiz sayılmıştır.

Köyde %59,38 oranında “evet” çıkarken, %40,63 oranında “hayır” çıkmıştır.

438 seçmeni bulunan Büyükkarapınar köyünde 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimlerinde; 359 seçmen 1009 ve 1010 sayılı sandıklarda oyunu kullanmıştır. 324 oy geçerli kabul edilirken, 35 oy geçersiz sayılmıştır.

Büyükkarapınarlılar Cumhurbaşkanlığı seçiminde 196 oyla en fazla Recep Tayyip ERDOĞAN’a teveccüh göstermişlerdir. Meral AKŞENER’e 77 oy, Muharrem İNCE’ye 46 oy, Selahattin DEMİRTAŞ ile Doğu PERİNÇEK’e 2’şer oy ve Temel KARAMOLLAOĞLU’na 1 oy çıkmıştır.

27. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimlerinde; AK Parti 156 oy alırken, İyi Parti 61 oy, MHP 58 oy, CHP 37 oy, Saadet Partisi ve Vatan Partsi’ne 3’er oy, HÜDA PAR ve Cumhur İttifakı’na (AK Parti, MHP) 2’şer oy, Millet İttifakı (CHP, İyi Pati, Saadet Partiis) ve HDP’ye 1’er oy çıkmıştır.

Köyün muhtarı; Mehmet ERİKÇİ’dir (0 530 884 88 64).

Köyün eski muhtarları; Mehmet YÜKSEL (2007-Vekil, 2007-2009), Ali SEZER (2004-Vekil; 2004-2007), Mustafa (Koca) ŞEKER (2003-2004), İsmail (Dediş) MACİT (2002 Vekil), Mehmet (Paşalı) YAVUZLU (2000-2002), Ali SEZER (1999-2000), Mustafa YAVUZLU (1999-seçim), Hüseyin KUTLU (1990-1994), İlyas TURGUT (1989-Vekil), Haydar (Ekrem) ARGUN (1989), Mehmet (Paşalı) YAVUZLU (1977-1989), İlyas TURGUT (1977-Vekil), Ali İNCİ (1974-1977), Kadir AYKUL (1973-Vekil), Ali Rıza YÜCEL (1972-Vekil), Hidayet TURGUT (1966-Vekil; 1966-1968), Mehmet (Hayri) ŞEKER (1963-1965), Mustafa ŞEKER (1961-Atama; 1961-1963), Hüseyin ŞENCAN (Öğretmen, 1960-Atama), Seyit Kâmil ÖZÇİMEN (Öğretmen, 1960-Atama), Mehmet (Gök) KUTLU (1959-1960), Mehmet (Hayri) ŞEKER (1954-1959), Ali (Kiyanın) ULUSOY (1950-1954), Mehmet (Gök) KUTLU (1947-1950), Mustafa ÖZDEMİR (1946-1947), Eyüp (Çavuş) KOÇAK (1941-1946), Ali (Çavuş) ALPARSLAN (1939-1941), Mustafa ULUSOY (R. 1334/ M. 1918-1939), Molla İsmâ’îl (?), …, Mustafâ-oğlu Hidayetullâh’dır (H. 1260/ M. 1844-H. 1261/ M. 1845).

Köyün 351 m2 iki katlı kargir köy konağı bulunmaktadır. Köy konağı ilk kez R. 1316/ M. 1900 yılında Öteki mahallede Hidayet TURGUT’un evinin bulunduğu yere yapılmıştır. Köyün ikinci odası şimdiki Sağlık Evi’nin yapıldığı yerde 1933 yılında yapılmıştır. İki katlı olan odanın güneydoğu tarafında İhtiyar Heyeti toplanır ve köyün resmî evrakı muhafaza edilirdi. Kuzeye bakan odada ise köye hariçten gelip, giden yolcular misafir edilirdi. İaşelerini hali vakti yerinde olan aileler tarafından karşılanırdı. Zemin katın güney tarafı kahvehâne işletilir, kuzey tarafta ise misafirlerin hayvanları kalırdı.

1970’li yıllarda 15 dükkân, dizelle çalışan 2 hizar atölyesi, su ile alışan iki değirmen, ikisi dere üstünde manzaralı dört kahvehâne mevcuttu. Köy halkı çalışkan olduğu kadar zevkine ve keyfine düşkün insanlardır.

Ali İNCİ’nin muhtarlığı döneminde (1974-1977), ana cadde açılmıştır. Paşalı lakâblı Mehmet YAVUZLU’nun muhtarlığı döneminde Selme’den Karanlıkdere ve Ardıçyüzü’nden Yala’ya motorlu taşıt yolu yaptırılmıştır. Köye elektrik 1979 yılında gelmiştir.

Köyün 260 m2 kargir camii ve arsası ile 8.748 m2 mezarlığı bulunmaktadır. Köyün ilk câmii Ahmet Efendi Hoca ve Hüsülü’nün teşvikiyle Molla İsmâ’îl’in muhtarlığı zamanında yapılmıştır (Kaynak: Mehmet Efendi’nin oğlu R. 1335/ M. 1919 doğumlu Ali ŞAHİN).

Câmiin altı 1933 yılına kadar köy odası yapılıncaya kadar aynı zamanda mektep vazifesi görmüş, köydeki erkekler okuma yazmayı burada öğrenmişlerdir. Eylül-ekim aylarında mahsül toplama yeri olarak da kullanılmıştır.

Köyün şimdiki câmii 1979 yılında yaptırılmıştır. Köye kifâyet etmediğinden yıkılarak, yenisi yaptırılmıştır. Câmii eski hâline göre biraz daha büyütülmüş ve yenilenmiştir. 1989 yılında da câminin olmayan minâresi yapılmıştır.

Köyün bilinen imâmları; Mehmet BİLGİN (Güzveli, 2004-4 Eylül 2010 tarihinde Ermenek’e götürdüğü bir hasta ile köye dönerken, trafik kazası geçirerek vefât etmiştir), Ali YILDIZ (Ilgınlı, 2000-2004), İsmail YEŞİLYURT (Nadireli, 1998-2000), Ramazan MAVİ(Karamanlı, 1996-1998), Abdullah DOĞAN (1968-1996), Ali ÖZEN (1954-1968), Emin DÜNDAR (1948-1954), Şükrü DOĞAN (1946-1948), Mehmet ŞAHİN (1942-1946), Emin DÜNDAR (1935-1942), Süleymân Efendi (R. 1326/ M. 1910-1935), Ahmet Efendi (R. 1316/ M. 1900-R. 1326/ M. 1910), …, Molla Osmân (?), …, İmâm-oğlu Hüseyin (H. 1260/ M. 1844-H. 1261/ M. 1845) ve Cemîl Efendi’dir (?).

Köyün toplam alanı  3.079 m2 kargir okul lojmanı ve bahçesi bulunmaktadır. Köyün öğrencileri Başköy Medresesi’nde Ubeyd Hoca’da okumuşlardır. 1923-1928 yılları arasında köyün câmiinin altında Hamdî Efendi ve Alî Kemâl OMUZ adındaki hocalardan eğitim öğretim görmüşlerdir. Köyde okul açılıncaya kadar Halimiye’ye okumaya gitmişlerdir.  Köyde câmii ve odanın altında açılan üç yıllık okula Eğitmen Hasan İNCİ atanır (1942). Beş yılı tamamlamak için Halimiye’ye gitmeye devam ederler.

1935-1936 yıllarında köye okul yapılması için ayrılan ödenek, okul yeri konusunda köylülerin anlaşamaması yüzünden başka yere kaydırılır. Köye ilkokul 1945 yılında yapılmıştır. Eskişehir Çifteler mezunu Mençekli Seyit Kâmil ÖZÇİMEN’in başöğretmen olarak köye atanmıştır. 1945’ten 1961 yılına kadar köyün çocukları Fırıngözü’ndeki köylülerin imkânları ile yapılan okulda okurlar. 1961 yılında Beybağı’nda yeni okul yapılır. 2005 yılında anasınıfı açılmıştır. Köy halkı uyanık, çalışkan ve tahsile düşkündür. Köy okulundan ve köy kökenli okumuş insanların sayısı azımsanmayacak kadar vardır.

Köyün iklim, tam bir geçiş iklimidir. Köyün 962,8 ha orman varlığı ve 213, 529 da 2/B alanı bulunmaktadır. Ardıç, çam, meşe, katran ve andız gibi çok çeşitli ağaçlar yetişebilmektedir.

Tarıma elverişi topraklarda yapılan tahıl üretimi yanında beyaz fasulye ve soğan ekimi başta gelen ziraat ürünlerindendir. Köyün 12.753 dekar arazisi, geçim kaynağı meyvecilik (elma, kiraz, üzüm, ceviz vb.) olan emek yoğun çalışan insanlar barınmaktadır. Meyvecilik alanında elma ve hekim eriği ile tanınmış olan köyde yeteri kadar sebze ziraatı yapılmaktadır. Köy iskân olarak Elmayurdu-Üzümlü (Davdas) güzergâhındaki yol üzerindeki verimli bahçeler üzerinde gelişmektedir.

2005 yılında Başyayla ilçe merkezi, Bozyaka, Üzümlü, Kışla köyleri ile birlikte Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kurulmuştur. Kooperatifin merkezi köydedir.

1991 yılında Sağlık Evi, eski köy odasının yerinde yaptırılmıştır. İnşaat esnasında köy odasının arkasında bulunan köye ilk yerleşenlerden Talvar Hasan ve oğlu Kadir’in mezarları tepedeki mezarlığa nakledilmiştir. Sağlık Evi, 2009 yılında ilçe merkezine alınmıştır.

Er Çullu İbrâhîm-oğlu Mahmûd (R. 1301/ M-?); Çanakkale’de ilk muharebede şehâdet şerbetini içmiştir.

Piyade Komanda Er Nuri BAŞPINAR (1975-21 Temmuz 1995); Şırnak İli 6. Jandarma Komando Tabur Komutanlığı’nda vatanî vazifesini yapmakta iken, Tunceli İli Mazgirt ilçesi Şişik Ormanları Bölgesi’nde yapılan plânlı operasyon esnasında bölücü terör örgütü mensupları ile yapılan çatışmada şehit olmuştur.

İstanbul Sarayburnu açıklarında kuru yük gemisiyle çarpışarak alabora olan Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığına bağlı teknede bulunan köy nüfusuna kayıtlı Deniz Üsteğmen Ali Rıza YÜCEL (1987-17 Ağustos 2016) kaldırıldığı Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde şehit düşmüştür.

Köyün gazilerinden birisi “Dedem Ağası Hoca” olarak bilinen Abdullah KUTLU’dur (R. 1311/ M. 1895-1975). Birinci Cihân Harbi’nde Irak Cephesi’nde savaşırken yaralanıp, İngilizler’e esir düşmüştür. 6 ay Hindistan ve ardından 3 ay Mısır’da esir kampında tutulmuştur. Mısır’da diğer esirlerle birlikte okumayı öğrenmiştir. R. 30 Teşrinievvel 1334/ M. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile serbest bırakılınca köyüne dönmüştür.

Diğer gaziler; Hüseyin (Arif) ERGİN, Karahasanlar’ın Hasan Çavuş, Süleyman BASIR, Arif (Güdük) TURGUT, Mehmet (Günder) ÖZTAŞ, Kerim Onbaşı, Mehmet TIRTAR, Mustafa (Karaca) MACİT, Ali (Çavuş) ALPASLAN, Mustafa (Koca) ŞEKER, Mahmut Çulluoğulları, Mustafa (Tekaüt) KOCAYILMAZ, Durmuş (Kara) KOÇER, Mustafa (Şıh) ULUSOY, Mustafa (Sarı) KARABIYIK, Hâcı Hasangil’in Yusuf’un Selim, Mehmet ÖZBEK, Küçük Mustafa (Musul Cephesi’nde kalmıştır), Ali (Demirci) ARIPINAR, Mehmet (Koca) ALPARSLAN, Mehmet YALÇIN, Baba Efendi, Hâcı Hasan Efendi-oğlu Sinan, Ahmad’ın Hüseyin, Hâcı Abdullâhlar’ın Ahmed, Esma Mehmedî, Ahmed Efendi Hoca’dır (R. 1290/ M. 1874 doğumlu, R. 1331-1334/ M. 1915-1918 tarihleri arasında askerde yazıcıdır).

İstiklâl Harbi’ne iştirak edenler; Hasan (Ağa) KUTLU (R. 1340/ M. 1924 yılında İzmir Demirciköy’e yerleşmiştir), Mustafa (Sessiz) ÖZTAŞ (R. 1340/ M. 1924 yılında İzmir Demirciköy’e yerleşmiştir), Süleyman YALÇIN ve Ali ÇETİN’dir.

İstiklâl Madalyasına sahip olanlar; Arif (Hoca) TURGUT, Süleyman YALÇIN, Mustafa (Karaca) MACİT, Ali ÇETİN’dir. Ağası Abdullah, Arif Hüseyin, Gedik Kerim ve Koca Tırtar 10 yılın üzerinde muhtelif cephelerde savaştıkları hâlde firarları (ister 1 gün, ister 10 gün, ister 1 yıl) oldukları gerekçesiyle madalyadan mahrum kalmışlardır.

Kore gazisi, Ahmet (Mustafa) ÖĞÜNMÜŞ’tür. Koreli lakâbıyla anılan ÖĞÜNMÜŞ Denizli Tavas’a yerleşmiştir. Hüseyin ÇALIŞKAN ise savaş bittikten sonra asayışı sağlamak üzere Kore’ye gitmiştir.

Kıbrıs gazisi; Komanda Çavuş Ahmet TAPUR’dur. Ateşkesten sonra asayışı sağlamak üzere Komanda Çavuş Ali SEZER Kıbrıs’a gitmiştir.

1945 Büyükkarapınar köyü doğumlu olan Eğitimci Hasan ŞİMŞEK, birçok sosyal sorumluluk projesine imza atmıştır. Kaleme aldığı “Köyüm Büyükkarapınar” kitabını anne ve babasına ithaf etmiştir (2010). 2002 yılından itibaren Taşeli Yöresi sorunları ile ilgili yazılarını Yeşil Ermenek gazetesi başta olmak üzere yerel internet sitelerinde yazmaya devam etmektedir.

Köyün “Güvercinlik Kayası” mevkiinde bulunan mermer yatakları için işletme ruhsatı alınmıştır. Ayrıca linyit, krom ve kireçtaşı madenleri bulunmaktadır.

Köyün bilinen ilk kalaycısı Hidayet TURGUT’tur. H. 1215/ M. 1800’lü yıllarda Alanya tarafından gelen Serkis (kalaycı) ve Nazar (bakırcı) isimlerinde iki Ermeni ustanın köyün bakır kaplarını tamir edip, kalayladıkları bilinmektedir.

Kaba marangoz ve yapı ustaları; Ahmet ŞİMŞEK, Kâmil (Öğünmüş) ÖĞÜLCELİ, Helvacı Mustafa, Akıllı Abdullah, Hacı Ahmet, Gök Mahmut, Mehmet Efendi, Yeni Mustafa ve Ahmet (Ağa) KUTLU idi.

Diğer san’atkârlar; Hüsülü Ahmet (demirci), Yahya Kerimi (semerci), Abdullah ARIPINAR (berber), Deli Hâcı’nın hanımı Ayşe ile Acem Ahmed’in hanımı İsmihan (kadın terzisi), Çeti Ali ve Tapur Mustafa’sı (saban, boyunduruk ustası) ve Hayri Mehmet’tir (ayakkabıcı).

Köyde oynanan oyunlar; arası kesme, met, saya, körebe, sıralama kayası, etmeze, cirit, uzuneşek, gıllıncak, buzda koza (topaç) çevirme ve kızak kaymadır.

Eğitimci-Yazar Hasan ŞİMŞEK; “Çalınan Çocukluğum” başlıklı yazısında köyün yayla hayatını şu şekilde anlatmaktadır: “Mayıs sonunda, Haziran’da topluca köylü olarak yaylaya çıkılır, hayvanlar otlatılır, tarlalar nadas edilirdi. Paşapınarı ve İnöğü tarafı nadasa bırakılırken Mezarlık Gediği’nin kuzeyi Akpınar’a kadar olan Oluklu tarafına ekin ekilirdi. Ekinler olgunlaşıncaya kadar köyün malları nadasa bırakılan tarafta kalırdı.

Yaylada düzeni ‘deştivan’ sağlardı. Ot verme işi bittikten sonra yavaş yavaş tarlalar nadas edilir. Köyün davarı (keçi koyun karışımı) nadas yapılan yerlere gelir, onlar da taze otlardan nasiplerini alırlardı. Ot verme işi bitince bütün davarlar serbestçe nadas alanlarında ve meralarda dolaşırdı. Obaya göçme işi-köyden yaylaya çıkış ve ot verme işi ile başlardı. Goyaklar dahil Mezarlık Gediği’ne kadar olan Elmayurdu tarafındaki arazinin gün gün hayvanlara otlama amaçlı kısım kısım verilmesi ve bu süreçte büyükbaş hayvanları ile tarlaların nadası bitirme olayıdır. Ot verme işinde düzenlemeyi Köy İhtiyar Heyeti kararı çerçevesinde deştivan yapardı.

Herkesin bir obası vardı. Obada yatılır kalkılır, günde iki defa davarların sütü sağılırdı. Sağılan sütler bir obada toplanır ve haranılarda (kazanın küçüğü) kaynatılarak yoğurt yapmaya hazırlanılırdı. Haranıların geniş ağızları olduğu için güzel kaymak tutardı. Süt pişirmenin de kendine göre bir usulü ve tekniği vardı. Ağır ağır pişirilince güzel kaymak tutardı. Her evin birkaç keçi ve koyunu olurdu, yaklaşık bin civârında bizim aşağı, 800 civarında da yukarı mahallenin koyun ve keçi varlığı olurdu. Öteki mahallenin davarları iki mahallenin sürüsüne dahil edilirdi. Sürüler nadasa bırakılmış tarlalarda geceleyin yatırılır, tarlanın doğal hayvan gübresiyle veriminin artırılması sağlanmış olurdu.

Bizim İnöğü’ndeki obamız iyi bir konumda babam Ahmet Usta tarafından yapılmış güzel, tek odalı, kapısız bir oba idi. Genelde bütün obaların kapıları yoktu, hırsızlık olayı da düşünülmezdi. Bizler obanın içinde, kapısı hiç olmayan obanın beş on metre dışında çivilerle bağlanmış olarak sığırlar yatardı.

Obamızın bulunduğu yer geniş bir mandaldı. Orda Çalışkan Hüseyin, Gök Mehmet, Akgülü amcaların ve Kiya’nın Ali’nin biraz ilerde Özün öteki yakasında Gamılı Abdullah’ın, Koca Mustafa’nın ve Dındın Koca’nın obaları vardı. Akpınar tarafından gelen özün bizden yakasında Küçük Hacı Emmi’nin ve hemen özün kenarında da Gucuş’un İsmail Emmi’nin obaları kümelenmişti.

Bizim çocukluğumuzda obalarda canlı bir hayat vardı. Kız ve erkek çocuklar birlikte oynar birlikte ‘gıllıncağa’ biner eğlenirlerdi.

Deveçökeği denilen bu mekânda şimdi daha kaybolmamış, yaşlanmış ihtiyarlar gibi bitmiş tükenmiş, kamburlaşmış hâlâ yaşayan bir armut ağacı yerinde duruyor. Hemen altındaki söğüt ne alemde hatırlayamadım. En son 2012’de gitmiştim o topraklara Obamızı ve obaları aradım ama yerinde izini bile bulamadım. Yok olmuşlardı. Tarlaların örtüsü değişmiş, çoğu yerleri meyve ağaçları ve avar (sebze) tarlaları hâline dönüştüğünü gördüm. Acıelma diğer pınarlar gibi yağmalanmış yok olmuştu. Doğallık bozulmuş yer yer obaların yerlerine iki katlı plansız programsız geliş güzel evler yapıldığını gördüm. 25-30 yıl içinde bin yıllık doğal doku değişmiş, su kaynakları ile oynanmış, pınarların özellikleri yok edilmiş, eski köy düzeni bozulmuş, herkes kendine göre işine geldiği şekilde yaylada yeni bir düzen kurma arayışı içinde. Ne var ki, bizim içinde güvenle yattığımız, zaman zaman yağmurdan, doludan, soğuktan korunduğumuz ve sığınak olarak barındığımız ana baba yadigarı obamız yok olmuş. Oba’nın-düz çatısının- örtüsünün/ağaçlarının odun amaçlı gitmesi bir tarafa taşlarının da yok olması beni derin bir hayal kırıklığına uğrattı. Orada çocukluğumun izlerini bulamadım, yatıp katlığımız obamız yok edilmiş, çalınmıştı.”

Köyün mevkiileri; Akpınar, Bentbaşı, Büyükdüz, Çamlıbağ, Çelebiyazısı, Çukur, Göğyeri, Göl, Hanönü, Kirazbağı, Kösebağ, Köyiçi, Kumbağı, Mahkemebeleni, Mandal, Mulduras, Örene, Sarıoğlanbağı, Seki, Uzunalan ve Yayla’dır.

Büyükkarapınar vadisi büyük bir heyelan alanıdır, son zamanlardaki ağaçlandırmalar kısmen erozyonu ve heyelanı önlemiştir.

Köyde evler eskiden köy içine ve yakın çevresine yapılırken, şimdi anayol üzerindeki bahçelere yapılarak Elmayurdu ve Üzümlü tarafına doğru büyümektedir.

İçme suyu 1994 yılında şebekesi yapılmıştır. 1998 yılında köyün 2 km mesafede bulunan Akpınar’dan alınan su şebekeye bağlanmıştır. 1999 yılında kanalizasyonu tamamlanmıştır. 2003-2004 yolu ile birlikte Yalakkürt’e 150 tonluk su deposu yapılmıştır.

1995 yılında köyün ana yolu asfaltlanmıştır.

BİBLİYOGRAFYA

Hasan Şimşek, Köyüm Büyükkarapınar, İstanbul 2010, s. 17-19, 26, 31-32, 39, 55-57, 61, 86-90, 97-99, 118, 123, 126-128, 298-306, 333, 339-342, 348-409; Halit Bardakçı, Bütün Yönleriyle Ermenek, Konya 1976, s. 585-587; Osman Doğanay, Ermenek ve Yakın Çevresindeki Antik Yerleşim Birimleri, Konya 2005, s. 166; Ali Balcı, Karaman-Başyayla Dünden Bugüne Başyayla, Konya 2013, s. 19, 24, 258-260; Mevlüt Eser, Hurufat Defterlerine Göre Ermenek, Selçuk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Konya 2011, s. 177, 184, 185; Turgut Saner, Isauria’dan Yeni Haberler: İmparator Zeno’nun Köyü Büyükkarapınar (Zenonopolis) ve Aziz Sokrates Kilisesi” Toplumsal Tarih Dergisi, Sy. 193, İstanbul Ocak 2010, s. 44-47; Turgut Saner, “Büyükkarapınar (Zenonopolis-Isauria) Çalışmaları 2008-2009”, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 28. Araştırma Sonuçları Toplantısı, c. II, Ankara 2011, s. 107-114; Önder Çulhacı, XIX. Yüzyıl Ortalarında Ermenek Kazası (1839-1856), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2012, s. 21, 50-51, 58, 78, 84, 104; Ermenek Kaymakamlığı, Ermenek İlçesi, Merkez, Kasaba ve Köylerinin Hizmetler Bakımından İncelenmesi İle Meselelerin Çözüm Yolları, (Teksir kitap) 1967, s. 33; Turgut Saner, İstanbul Teknik Üniversitesi Bilim Heyeti, Zenonopolis ve Aziz Sokrates Kilisesi, s. 186; Hasan Şimşek, Yeşil Ermenek Gazetesi, nüsha tarihi: 25.11.2009, s. 5; Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları, Dahiliye Vekaleti, İstanbul 1928, s. 831; Dr. Nazmi Azmi Bey, Türkiye’nin Sıhhi-î ve İçtimâî Coğrafyası (Konya Vilâyeti), Yayına hazırlayan Mehmet KARAYAMAN, Konya 2009, s. 113; Abdullah Uysal, Necati Alodalı, Musa Demirci, Dünü, Bugünüyle Karaman Kültür-Tarih-Coğrafya, Konya 1992, s. 223; Erişim Tarihi: 14.02.2018; http://www.obmuze.com/2009/etk25.11.2009.(Osmanlı Bankası Müzesi); http://bucivar.com/karaman/basyayla/buyukkarapinar Erişim Tarihi: 12.02.2018; https://biruni.tuik.gov.tr/medas/?kn=95&locale=tr Erişim Tarihi: 12.02.2018; http://karaman.gov.tr/il-mahalli-idareler-mudurlugu Erişim Tarihi: 12.02.2018; http://www.resmigazete.gov.tr Erişim Tarihi: 12.02.2018;  http://hasansimsek.com.tr/index.php/buyukkarapinar-yazilari/49-beypinari-dan-tarihi-bir-oyku Erişim Tarihi: 14.02.2018; http://hasansimsek.com.tr/index.php/buyukkarapinar-yazilari/54-calinan-cocuklugum-2 Erişim Tarihi: 14.02.2018; http://hasansimsek.com.tr/index.php/buyukkarapinar-yazilari/14-gunesi-az-goren-koy Erişim Tarihi: 14.02.2018; http://www.medyaermenek.com/2016/08/sehit-ustegmen-ali-riza-yucel.html Erişim Tarihi: 14.02.2018;  https://www.karamangundem.com/siyaset/iste-karaman-in-ilce-ve-koy-secim-sonuclari-h404257.html Erişim Tarihi: 26.06.2018; https://sonuc.ysk.gov.tr Erişim Tarihi: 06.07.2018.

Uğur ERKAN.