Karaman’da Kış

Bozkırın ortasındaki şehrin kaderinde kış meşakkat demektir. Felç olan hayat, kapanan yollar, odun yokluğu, şehre inen kurtlar ve iktisadî buhran… Gerçekten de o yıllar zor yıllardı. 1929 kışı  Karaman’da kış “kara” yüzünü göstermiştir. Soğuktan ölen iki sürücünün acı haberi gazete sayfalarına şu şekilde yansır: “Konya’nın Mut kazâsı posta sürücüsü Mustafâ Ağa Karaman Postanesi’nden postayı alıp Mandason karyesinden[1]  Hacı Hatıp efendile Mut’a giderken yolda soğukların şiddetinden donup ölmüşlerdir. Sürücünün silâhıyla posta emânet ve paketleri olduğu gibi mahallî hükûmetine teslim edilmiştir.”[2] 1930 kışı  Ankara ve İstanbul’a kar yağmamasına rağmen Karaman’a mebzûl kar yağmıştır. Karaman-Ermenâk[3] yolunun meşhur bir geçidi olan Tepegöz beli karlarla kapalıdır. Uzun bir müddetten beri bu yol kapalı bulunduğu için münakalât Mut tariki ile icra edilmektedir.[4] 1935 kışı  Ekim ayında sıcak giden havalar birden bire soğumaya başlamıştır. Buna Karamanlılar “Mihrican soğuğu” derler. Sıcaklık derecesi 27’den 5’e düşmüştür. Soğuk havalar yağmuru beraberinde getirmiştir. Yağışlar ekim işlerine faydalı olmuşsa da bir kısım bostanları bozmuştur.[5] Kasım ayının başında havalar çok soğumuştur. Sıcaklık derecesi sıfırdan yukarı 1’dir. İki günden beri ara vermeden devam eden yağmurlardan sonra kar düşmeye başlamıştır. Karın kalınlığı 10 santimetredir. Karın yağması çiftçiyi çok sevindirmiştir. Ekinciler, toprağı besleyen bu kar erir erimez, tohum atmaya başlayacaktır. Yağan bol ve sürekli yağmurlar şehrin…

Mehmet Atâ (Atâullâh) Bey
Erbâb-ı Kalem , Karaman Ansiklopedisi / 18 Ağustos 2018

(R. 1298/ M. 1882, Niğde-3 Ocak 1931, Ankara) Karaman kaymakamı. R. 1298/ M. 1882 yılında Nevşehir’de doğdu. Nüfus kaydında adı “Mehmet Atâullâh” olarak geçmesine rağmen “Mehmet Atâ” olarak anılmıştır. Babası Kadı Mehmed Hilmi Efendi, annesi Şerife Hanım’dır. İlk ve orta tahsilini Nevşehir İptidaî Mektebi ve Karaman Rüştiyesi’nde ikmâl ettikten sonra İstanbul Mercan İdâdisi’ni bitirdi ve ardından R. Haziran 1321/ M. Temmuz 1905’te Mülkiye Mektebinin yüksek kısmından “iyi” derece ile mezun oldu. R. 31 Temmuz 1321/ M. 13 Ağustos 1905 tarihinde ilk vazife yeri olan Konya Vilâyeti maiyyet memurluğunda stajını ikmâl etti. Burada Mülkiye Müfettişliği ve Müdde-i Umumiliği, Ceza Kanunu muallimliği vazifelerinde bulundu. Daha sonra Ürgüp kaymakamlığına atandı (R. 19 Ağustos 1324/ M. 1 Eylül 1908). Daha sonra sırasıyla R. Mart 1326/ M. Nisan 1910’da Şarkîkaraağaç ve R. Eylül 1327/ M. Ekim 1911’de Aziziye kaymakamlıklarına atandı. R. 21 Ağustos 1330/ M. 8 Eylül 1914 tarihinde Karaman kaymakamlığına atandı. R. 9 Teşrînisânî 1330/ M. 22 Kasım 1914 tarihinde Sivas vilâyeti mektupçuluğuna eski Zeytun Kaymakamı Muhtar Bey ile Karaman Kaymakamı Atâ Bey’in tayini söz konusu iken sonuçta Atâ Bey tayin edilmiştir (BOA, FK. DH. ŞFR., DN. 434, GN. 51). Ehliyet ve muvaffakiyeti göz önüne alınarak mutasarrıflığa terfi ettirildi. R. Mart 1332/ M. Nisan 1916’da…

Karaman’a Yön Verenler

Ünlü Koleksiyoncu Talat Öncü, sosyal medya hesabından 29 Haziran 2018 tarihinde  “Bir ‘eski fotoğraf’” etiketiyle bir fotoğraf paylaştı. 1930’lu yıllara tarihlendirilen fotoğrafta Himayei Etfal (Çocuk Esirgeme) Cemiyeti Karaman Şubesi tabelası önünde bürokrat, eşraf, esnaf ve genç gönüllüler yer alıyor. Başta Kaymakam Mehmet Ali Bey olmak üzere gençlerin de zamanın modasına uyarak Fühler bıyığı koydukları anlaşılmaktadır. 1930’lu yıllarda Ülkemizde bakan, bürokrat, diplomat, asker, polis, tüccar, sanayici, çiftçi gibi hemen her kesimde Führer bıyığı modası çok yaygındı. Fotoğraftakiler: 1 Kaymakam Mehmet Ali Bey (1). 2 Alay kumandanı Miralay Murat Bey (2). 3 Maarif Müdürü… 4 Karaman Ağır Ceza Reîsi Ahmet Nesip Bey (3). 5 Karaman Cumhuriyet Müddei Umumisi (savcısı)… 6 Moralı Hâcı Çelebî zâde Ferit (Çelebi) Bey (4). 7 Dr. Halit (Akyüz) Bey. 8 Müftü zâde Ahmet (Öktem) Bey (5). 9 Tahrirat Kâtip Muavini Yakup (Gürel) Bey . 10 ? 11 Jandarma Zabiti… 12 Şair Gufrânî (6). 13 Mal Müdürü… 14 ? 15 Mümüş zâde Hâcı İbrâhim Efendi. 16 Maliye memuru… 17 İnhisar (Tekel) Müdürü… 18 Şemsi (Kayserilioğlu) Bey. 19 Sabit (Kayserilioğlu) Bey (7). 20 Jandarma Zabiti… 21 Tahrirat kâtibi Hamdi (Aksoy) Bey. 22 Muharrem Selahattin (Baran) Bey (8). 23 Ata (Özatay) Bey (9). 24 Ali (Çelebi) Bey. 25 Hasan (Ölçer) Bey….

Büyükkarapınar (Karapınar)

Başyayla ilçesine bağlı köy. Köy, Orta Toroslar’da Taşeli platosunun tam ortasında yer almaktadır. Üzümlü ve Elmayurdu köyleri arasında, çevresi yüksek dağ ve orman ile çevrili güney-kuzey yöneltisinde uzanan geniş ve yemyeşil bir vadi üzerinde kurulmuştur. 36° 41′ 8,7576” kuzey ve 32° 41′ 13,4622” doğu koordinatlarında yer alan köy; doğusu ve güneyinde; Elmayurdu (İznebol), kuzey ve kuzeydoğusunda; Üzümlü (Davdas) ve batısında; şimdi Sarıveliler’in bir mahallesi olan Adiller topraklarının sınırları ile çevrilidir. Başyayla’ya 12 km, Ermenek’e 25 km, Karaman’a Başyayla üzerinden (12+70) 182 km ve Ermenek üzerinden yaklaşık 205 km’dir. Başyayla ve Taşkent üzerinden Konya’ya mesafesi (12+180) 192 km’dir. Köy Mersin’e 275 km ve Alanya’ya 100 km uzaklıktadır. Göksu’nun kollarından biri olan Küçüksu’nun bir kolu köyden çıkmaktadır. Dere hâlinde içinden çıkan pınarları bol olduğu kadar temiz ve soğuk sularıyla çağlayanlar halinde köyün içinden akarak çevresine hayat ve bereket bahşetmektedir. Batısında oldukça yüksek ve dik dağ yamaçları, doğusunda ormanlıklı tepelerin çevrelediği vadi, uzaktan yemyeşil bahçeleri ile son derece cazip ve dinlendirici bir manzara gösterir. Eskiden Halimiye (Tepebaşı), İznebolı (Elmayurdu), Büyükkarapınar boğazı ile Başköy, Kirazlıyayla, Davdas (Üzümlü) ve Kışla boğazlarına “Navağı”, bu köylerden çıkan su menbalarının birleştiği yerlere ise “Navağı deresi” denilirdi. Navağı’nın merkezi kısa bir süre Davdas olmuş, daha sonra Halimiye’ye geçmiştir. “Navağı”…

Güneyyurt (Gargara)
Karaman Ansiklopedisi / 9 Haziran 2018

Ermenek ilçesine bağlı belde. Belde, kuzeydoğusundaki Kuşak dağının eteklerinde kurulmuştur. Beldenin en eski yerleşim alanları Kışlacık mahallesi olup, zamanla kuzeye doğru gelişme göstermiştir. Ana yol üzerinde gelişen yapılaşma kasabanın girişinde kendini yüksek katlı yapılaşmalarla göstermektedir. 36° 40′ 50,1744” kuzey ve 32° 48′ 26,3586” doğu koordinatlarında yer alan beldenin kuzeyinde Balkusan köyü ve Konya Hadim ilçesine bağlı Balcılar (Alata) mahallesi, doğusunda Ermenek ilçesi, güneyinde Pamuklu (Cenne) ve Tepebaşı (Halimiye) ve batısında Aşağıçağlar (Aşağıizvit), Katranlı (Dindebol) ve Yukarıçağlar (Yukarıizvit) köyleriyle komşudur. Karaman iline Yellibel üzerinden 135 km, Mut üzerinden 173 km, Ermenek ilçesine 10 km uzaklıktadır. Belde merkezine 15 km mesafeden daha yakın 7 yerleşim birimi bulunmaktadır. Bunlar; Yukarıçağlar köyü (3,53 km). Aşağıçağlar köyü (4,78 km), Tepebaşı köyü (7,78 km), Elmayurdu köyü (9,24 km), Yerbağ köyü (9,47 km), Boyalık köyü (10,58 km) ve Balkusan’dır (13,07 km). Beldede rakım 500 ila 2500 arasında değişmektedir. Kışlacık mahallesinde rakım 500 m iken Dolpınar bağlısında 2.200 m’ye kadar çıkmaktadır. Beldedeki kalkerli ve kumlu tabakalar III. zamana aittir. I. ve II. zaman arazileri; III. zaman kalkerlerinin altında bulunmaktadır. Beldenin arazileri heyelan tehditi altındadır. Balkusan ve Altıntaş yaylasının, Ayı Beleni, Sarnıç, Kayabunar, Sorgun, Hacasan (Hâcı Hasan) Kırı, Katran Beleni, Kabalak Kayası Beğbunarı, Sarıbunar ve Yarıkbunar gibi mevkilerde he…

BAYSAL Ayşe

(1 Haziran 1930, Karaman-13 Ağustos 2016, Ankara) Beslenme ve diyetetik alanının öncüsü, Karamanlı akademisyen. 1 Haziran 1930 yılında Karaman Sarıveliler ilçesine bağlı Uğurlu köyünde doğdu. Uğurlu köyü; Orta Toroslar’da eskiden Ermenek ilçesine bağlıydı. İlçe merkezine yürüyerek ya da katırlarla 5-6 saatte gidilirdi. Kışın kar çok yağdığından yollar kapanırdı. Köyün erkekleri çoklukla kış aylarında Alanya, Antalya, Mersin ve hatta İzmir’e ameleliğe giderler; yaz aylarında da, köydeki işleriyle uğraşırlardı. Her ailenin bir iki dönüm arazisi ve bağ – bahçesi vardı. Kışın Mersin ve Antalya’ya gidenlerin yazın da orada çalışmamalarında en önemli etken, sıtma hastalığının varlığıydı. 1945’lerde bataklıklar kurutulup, sıtma savaşı başarıya ulaşınca, köy eksilmeye başladı. İnsanlar yazın da amelelik yapmaya başladılar. Babası Osman (R. 1308/ M. 1892-1968), Hasankeyalar sülâlesinden Mustafa’nın tek oğluydu. Dedesinin adı Hacı Abdürrahim idi. 16 yaşında iken kocası ölen kuzenine kalan malın dışarı gitmemesi için Selime (R. 1286/ M. 1870-1956) ile evlendirilmişti. Çanakkale Cephesi, Conkbayırı Harbi’nde bir bacağını yitirmiş bir harp malûlu (gazi) idi. Babası iki eşliydi. Evin bir bölümünde ilk eşi, evli iki ağabeyiyle birlikte otururdu; BAYSAL ise annesi ve kardeşleriyle diğer bölümde yaşıyorlardı. Günder köyünden olduğu için “Kızılcalı” olarak çağrılan annesi Döndü (R. 1314/ M. 1898-1981) 14 yaşında evlendirilmiş, 17 yaşında dul kalınca babasıyla evlendirilmişti. Annesi uzun yapılı…

DURU, Ahmet Talat
Karaman Ansiklopedisi / 1 Ocak 2018

(29 Mart 1931-24 Aralık 2017) Karamanlı araştırmacı-yazar. 29 Mart 1931 tarihinde Karaman’da Kirişçi Mahallesi Yûnus Emre Tekkesi’nin 100 m kadar kuzeyindeki Hâcı Molla Çıkmazı’nda bir evde doğdu. Çocukluğu burada geçti. Babası Ali Ziya Bey (H. 1318/ M. 1900-15 Haziran 1979), annesi Havva Hanım’dır. Babası muteber bir iş adamı olmasının yanında Yûnus Emre Tekkesi’nin son şeyhi Sunullâh Efendi’nin (H. 1270/ M. 1854- H. 1322/ M. 1904) oğlu idi. Sunullâh Efendi’nin diğer çocuklarının isimleri Şıhali (H. 1314/ M. 1896-R. 1333/ 1917) ve Dudu idi. Bu yüzden babasına Şeyhzâde ya da Sunullâh’ın (Sülâ’nın) Ziyâ denilirdi. Şeyh Sunullâh’ın vefâtından sonra şeyhlik makamı Kadirî Tekkesi Şeyhi Hâcı Bekîr Efendi’ye geçmiştir. Yûnus Emre Tekkesi şeyhleri, tekkenin kuzeyindeki şeyh evinde kalırlardı. Tekke ve zâviyeler kapatılınca ailesi Hâcı Molla Çıkmazı adlı bir arka sokağa taşınmıştır. İlkokula Cumhuriyet İlkokulu’nda başladı. Birinci ve ikinci sınıfı burada okuduktan sonra Güneş (Şems) İlkokulu’na devam etti. Ailesi Ahiosman Mahallesi’ne taşınınca dördüncü sınıfı Gazi İlkokulu’nda okudu ve buradan 1943 yılında mezun oldu. Orta öğrenimine Karaman Ortaokulu’nda başladı. Son sınıfta rahatsızlığı nedeniyle bitirme  imtihânlarını veremeyince mezun olamadı. Esnâf çocuğu olduğu için babası onu Kızıllar (Taşkale) köyüne süt kâtipliği yapmaya gönderdi. Orada iki buçuk ay kalarak, Kızıllarlılar’ın istihsâl ettiği sütlerin kayıtlarını tuttu. Babasının asıl mesleği bulgurculuk…

Özdemirî Hâcı Mustafâ Efendi

(?- H. 1259/ M. 1843) Karaman’ın yetiştirdiği âlim ve müderris. Özdemirî Hâcı Mustafâ Efendi, Karaman’ın Başkal’a (Başkışla) nâhiyesine tabi’ Özdemir karyesinde dünyaya geldi. Bir yörük çocuğu olan Mustafâ, ilk delikânlılık çağlarında köylerinin davar çobanı imiş ve “kızıl çoban” adıyla anılırmış. Bir gün Göksu Vadisi’ndeki Pamukluk mevkiinde davarlarını otlatıp, akşam karanlığında köye girdiğinde birkaç ailenin davarlarında eksiklik varmış. Davarları eksik olan kişiler Mustafâ’ya epeyce sıkıntı çektirmişler. Bu duruma çok üzülen küçük Mustafâ, bu işin kendisine münasip olmadığına kanaât getirmiştir. Özdemirî Hâcı Mustafâ Efendi, ilk tahsiline Karaman’da başlamış, Hadim’de Şehit Ahmed Efendi’den icâzet almıştır. Doğduğu karyeye izâfeten “Özdemirî” lakâbıyla anılırsa da boyunun uzun olmasından dolayı “Uzun Hoca” olarak da bilinirdi. Konya’da İstanbul Caddesi üzerinde yıkılmış fennî fırın arkasındaki medrese “Özdemirî/ Uzun Hoca Medresesi” olarak anılmaktadır. Bu medresenin banisi Özdemirî Hâcı Mustafâ Efendi’dir. Bu medrese, daha sonra müderrisliğini yapan Başaralızâde İbrâhim Hakkı Efendi tarafından genişletilerek yeniden ihya edildi. Özdemirî Hâcı Mustafâ Efendi’nin kurduğu bu medresede; Konya Müftüsü Müsevvid-zâde Abdullâh Vahdî Efendi, Abdülbasîr Efendi Medresesi Müderrisi Molla Salih Efendi, Şeyh’ül-Hattatîn Hasan Fevzî Efendi, Dârü’l-Hilâfe hocası Vâîz Yağcı-zâde Mustafâ Efendi ve Muallim Feyiz Efendi gibi pek çok âlim ve müderris yetişti. H. 1259/ M. 1843 öncesi inşa edilen medresenin H. 1264/ M. 1848’de 15 hücresi…

BÜLBÜL Mustafa
Karaman Ansiklopedisi / 31 Temmuz 2017

(R. 1299/ M. 1883- 17 Mart 1955). Karamanlı vaiz ve müderris. Ecdâdı Mut’un Becili Köyü’nden geldiği için “Becili Hoca” lakabını almıştır. Narin yapısı ve sesinin güzelliğinden dolayı “Bülbül” soyadını almıştır. Becili Hoca’nın babasının adı Pınarbaşılı Mehmed-oğlu Halîl Kâhya, annesini adı Şerife Hanım’dır. Diğer kardeşlerinin adı Keziban, Ahmed, Mehmed Alî, Fadime ve Meryem’dir. 6 çocuklu ailenin en büyük evlâdı olarak R. 1299/ M. 188 Pınarbaşı Köyü’nde dünyaya geldi. Daha küçük yaşta iken annesini kaybetti. Babası bunun üzerine teyzesiyle evlendi ve teyzesinin kucağında büyüdü. İptidaî tâhsilini ilk önce köyü olan Pınarbaşı’nda yaptıktan sonra Karaman’da Hâtûniye Medresesi’ne girdi. Burada ünlü Macar ve Mısırlı Mehmed hocaların halkay-ı tedrisâtını dâhil oldu. Daha sonra Konya’ya giderek oradaki Cevizaltı Medresesi’ne girdi. Burada Hadimli müfessir Çelik-zâde Mehmed Vehbî Efendi, büyük müderris Yalvaçlı Ömer Vehbî Efendi, Akçaalanlı Ahmed Efendi ve Büyük Hâcı Veyis hocalardan ikmali tahsil etti. 15 senelik tâhsilden sonra icâzetini Hacıveyis-zâde Mustafâ Efendi ile beraber bir yılda aldılar. 1952 yılında Ereğli merkezde, Zanapa (Halkapınar), Adana Kemeraltı Câmii’nde, Kâzımkarabekir, İbrala (Yeşildere) ve Pınarbaşı köyünde vaizlik ve müderrislik yaptı. Bir ara Ereğli’ye müftü tayin edilmiş ise de dosyasını değiştirip bir başkasını tayin edildi. Hatta Ankara’ya evrak ilişiğinde giden icazetnâmesi de dolaşıp gelip, en son Ereğli’de kaldı. Becili Hoca, Emişe…

Aşağıkızılca
Karaman Ansiklopedisi / 23 Mart 2017

Karaman merkeze bağlı köy. Karaman’ın güneybatısında yer alan köy, 36° 59′ 4,6068” kuzey ve 32° 48′ 40,6332” doğu koordinatlarında yer almaktadır. Köyün bulunduğu yerin rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 988 m’dir. Karaman’a uzaklığı 65 km’dir. Köyün yerleşim tipi toplu köydür. Hane sayısı 50 olup, yaz kış nüfusu aynıdır. Köy, Yukarıkızılca, Göcer, Damlapınar (Manyan) ile Hadim-Umurlar ve Hadim Göynükkışla mahalleleriyle komşudur. Köy merkezine 8 km mesafeden daha yakın 6 yerleşim yeri bulunmaktadır. Yukarıkızılca 1,56 km, Selahattin 2,23 km, Umurlar 6,1 km ve Akçaalan 7,73 km’dir. “Kızılca”, sıfat olarak “kızıla çalan” demektir. “Kızıl” (Eski Türkçe’de kızıl < kız-mak) ise isim olarak; parlak kırmızı rengi, mecazi olarak; aşırı derecede olanı ifade etmektedir. XVI. yüzyılda Anadolu’da aşiretler ve bağlı bulundukları boyları araştıran ve kitabında yayınlayan Yusuf HALAÇOĞLU, Karaman’daki “Kızıl” kelimesi içeren köy ve cemaatleri listelemiştir. Buna göre Karaman Vilâyeti, Aladağ Kazâsı’nda Bahşiş Yörükleri (TKA, VCD, nr. 130, vr. 37 b, sene H. 15 Şaban 1133/ M. 11 Haziran 1721) ile Çapar (TKA, VCD, nr. 130, vr. 37b, sene H. 15 Şaban 1133/ M. 11 Haziran 1721) cemaatlerinden bahsetmektedir. Bu cemaatler Yıva boyuna mensupturlar. Yıva boyu, Oğuz Kağan Destanı’na göre Oğuz Türkleri’nin 24 boyundan biri ve Kaşgarlı Mahmud’a göre Divânu Lügati’t-Türk’teki 22 Oğuz bölüğünden dördüncüsüdür. XVI….