Farklı Zaman, Aynı Akibet

1960’lı yılların sonları. Ayten Lermioğlu Hanımefendi [1], Karaman’dadır. Belh Emîri Rükneddin’in asil, güzel ve nazlı kızını ziyaret eder. Bunlardan daha mühimmi bir nûr kaynağını. Ziyaretinde, “Mevlâna gibi Pîri, bir Allah (cc) sevgilisini can evinde besleyip geliştirecek imana ve şansa sahiptir. Seçilmiş, kutlu bir varlık olduğu için ulu bir zâta, Bahâeddin Veled’e (Sultânu’l-Ulemâ) zevce olmayı Allah (cc) kendisine nasip etmiştir. Evet, Mümine Sultan’ın ezel pazarında biçilen kısmeti böyledir. Belh’te evlenen bu iki bahtlının ilk çocukları Alâeddin’dir. Muhammed Celâleddin ikinci evlat olarak dünyayı şereflendirmiştir. Sultânu’l-Ulemâ’ya kadın; gönüller sultanı Mevlâna’ya ana olan evliyalar güzeli Mümine Hatun, Lârende’de vefat etmiştir. Karamanlıların “Ak Tekke” dedikleri zâviyede medfundur. Birinci oğlu Alâeddin de aynı türbe içindedir. İki ulu ere hizmet eden Mümine Hatun “Mâder-i Sultân” (Sultân’ın Annesi) diye ün salmıştır. Ne yazık ki hayatı hakkında çok az şey bilinir. Fakat veliyye bir kadın oluşunda hiç şüphe yoktur. “Ak Tekke”, diğer adlarıyla “Valide Sultân Camii” veya “Mâder Sultân Türbesi” imanlı Orta Anadolu kadınlarının, evliyaya gönül verenlerin ve bilhassa Mevlâna âşıklarının ziyaretgâhıdır.” diyecektir. Lermioğlu, şebekenin kapısında asılı bir levhaya dikkatleri çeker. “Rahmet timsali sandukasının etrafını biraz mesafe ile çeviren bölmenin kapısında [2] kıymetli ve muhterem insan, gerçek üstad Mithat Baharî Beytur’un [3], Hattat Halim Hoca’nın [4] hattı ile, şu pek güzel ve…