930 yılların ortalarında Karaman. Temmuz güneşi harman yerlerini yakıp, kavurmaktadır. Toprak su testisini havaya kaldırıp su içmenin adı “harman işi” olmuştur. Öküzün boyunduruk, atın falaka ile işe koşulduğu, alın terinin sabırla yoğrulduğu yıllardır. Dahası bir senenin emeği yabalarla havaya savrulmaktadır. Karaman’da traktörün esâmesi bile okunmuyordu[1]. Gazeteler, memleketimizde çok istifâdeli bir şe...

Karaman 61’in Haziranına bir başka heyecanla girer. Bu heyecan kozasını delmek isteyen bir kelebeğinkinden daha az değildir. Aylar öncesinde Karaman sevdalısı 33 yürek, dernek çatısı [1] altında bir araya gelir. İstişare üzerine istişareler… Komisyonların (tören, ağırlama, ilmî yönü, eğlence ve malî) teşkili ve tanzim edilen raporlar… Karaman’ın imkânları kısıtlıdır. Olsun. Ağırlama mı, misafirperver ...

964 Temmuzunun son günleri. Günün hararetini gecenin karanlığı da setredemez. Zengen Köyü ile Karaman Belediyesi arasındaki mer’a ihtilafı dolayısıyla vuku bulan olaylar gazetelerde “Karaman’da bir köyün ayaklanması” şeklinde verilmiştir.[1] Karaman’a komşu Zengen köyü ile Belediye arasında yıllardır süren mer’a ihtilafı mahkemeye taşınmıştır. Keşif zabıtları, tapu tahrirleri, ehlivukuf raporları der...

1960’lı yılların sonları. Ayten Lermioğlu Hanımefendi [1], Karaman’dadır. Belh Emîri Rükneddin’in asil, güzel ve nazlı kızını ziyaret eder. Bunlardan daha mühimmi bir nûr kaynağını. Ziyaretinde, “Mevlâna gibi Pîri, bir Allah (cc) sevgilisini can evinde besleyip geliştirecek imana ve şansa sahiptir. Seçilmiş, kutlu bir varlık olduğu için ulu bir zâta, Bahâeddin Veled’e (Sultânu’l-Ulemâ) zevce olmayı All...

Bozkırın ortasındaki şehrin kaderinde kış meşakkat demektir. Felç olan hayat, kapanan yollar, odun yokluğu, şehre inen kurtlar ve iktisadî buhran… Gerçekten de o yıllar zor yıllardı. 1929 kışı  Karaman’da kış “kara” yüzünü göstermiştir. Soğuktan ölen iki sürücünün acı haberi gazete sayfalarına şu şekilde yansır: “Konya’nın Mut kazâsı posta sürücüsü Mustafâ Ağa Karaman Postanesi’nden post...

H. 26 Şa’bân 1263/ M. 9 Ağustos 1847’de okyanus ötesinden gelen bir îcâd[1], payitahtta hüsnü kabul görür.[2] H. 1265/ M. 1849 başlarında mûcide, şükrân ifadesi olarak Osmanlı Sultanının isminin baş harflerinin etrafına 130 elmasın zarif şekilde yerleştirildiği bir madalya[3] ile berât[4] gönderilmiştir.[5] Abdülmecid Han tarafından taltif edildiğini gazetelerden ve arkadaşlarından öğrenen Morse (Mors), ber...

Karaman’da 931’in bir kış günü… Komşuları müftü efendinin elleri kelepçeli bir vaziyette apar topar götürülüşüne bir mânâ veremediler. Pek mübarek, müttakî, mütevâzi ve muhterem bir zât. Hem de müftü. Nasıl bir suç işlemiş olabilirdi ki. Müftü efendinin “evlâdım beni nereye nefyediyorsunuz?” suali cevapsız kaldı. Bilinmez bir yere doğru yol alıyorlardı. Evine dönebilecek miydi?. Bir “hasbinallah...

Ceza Hâkimi İlhan Gökçek, 980/169 esas no.lu davanın kararını zapta geçirmektedir: “Yaz kızım!,  Müşteki ve sanıkların olay tarihinde Karaman Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi oldukları, o günlerde moda olan karşıt görüşlü öğrenciler arasında kavga çıkarma ve karşılıklı çatışmanın olduğu…”[1] Evet o günlerde modadır: Siyah ve beyaz. Dahası karşıt görüşlülerin kavgası ve karşılıklı çatı...

Karaman 1940’lı yılların başları… Mâzîden tevârüs eden sıkıntılar, dünyada tesirini gösteren iktisâdî buhran, seferberlik ve tek parti döneminin otoriter anlayışı… Fevkalâde hallerde[1] Devletin bünyesini iktisad ve millî müdâfaa bakımından takviye maksadı ile İcrâ Vekilleri Heyetine, Millî Korunma Kanununda[2] gösterilen şekil ve şartlar dairesinde vazife ve salâhiyetler verilir. Yani fevkalâde hale, fe...

Harb-i umûmînin[1] yaraları henüz sarılmamışken, gözü dönmüşler tereddüt etmeden 1335 mayısının ortalarında sulhu bozdular.[2] Mütârekenin 7 nci maddesinin[3] ihlâli gibi bir vaziyet ortada yoktu. Karaman bu istîlâya kayıtsız kalamazdı. Sadârete ve Îtilâf devleti temsilcilerine tel’in telgrafı çektiler. Hülâsa cebren yapılacak istîlâları kanlarının son damlasına kadar men etmeye ahdettiler.[4] Başlarda ka...

Karamanlı Mûcit

930 yılların ortalarında Karaman. Temmuz güneşi harman yerlerini yakıp, kavurmaktadır. Toprak su testisini havaya kaldırıp su içmenin adı “harman işi” olmuştur. Öküzün boyunduruk, atın falaka ile işe koşulduğu, alın terinin sabırla yoğrulduğu yıllardır. Dahası bir senenin emeği yabalarla havaya savrulmaktadır. Karaman’da traktörün esâmesi bile okunmuyordu[1]. Gazeteler, memleketimizde çok istifâdeli bir şekilde kullanılabilecek olan pratik bir döven[2] makinesi yapıldığını yazarlar. Bu makinenin mûcidi Karamanlıdır. Bu mûcit, yaşı kadar tecrübesi olan Tartanzâde Hacı Sami Efendi’den[3] başkası değildir. Sa’y, tecrübe ve azmin zaferi… “Yeni bir döven makinesi Karaman’da Tartanoğlu Hacı Sami bir döven makinesi icat etti. Bu döven makinesi üç dişli tekerlekle bir ...

İlk Bayram, İlk Heyecan

Karaman 61’in Haziranına bir başka heyecanla girer. Bu heyecan kozasını delmek isteyen bir kelebeğinkinden daha az değildir. Aylar öncesinde Karaman sevdalısı 33 yürek, dernek çatısı [1] altında bir araya gelir. İstişare üzerine istişareler… Komisyonların (tören, ağırlama, ilmî yönü, eğlence ve malî) teşkili ve tanzim edilen raporlar… Karaman’ın imkânları kısıtlıdır. Olsun. Ağırlama mı, misafirperver Karaman halkı vardır. Bu arada muhtelif yörelere ait folklor gösterilerinden oluşan eğlenceler aile bütçesini sarsmayacak ölçüde ücretli yapılmıştır. Dört bir tarafa çıkarılan davetiyelere, “icâbet edeceğiz” cevapları gecikmez. Bu Karaman’ın ilk bayramının gerek bürokrasi gerek ilmî çevrelerde hüsnü kabul gördüğünü göstermektedir. [2] Büyük gün Gün ge...

Zengen’in Belediye İle İmtihanı

964 Temmuzunun son günleri. Günün hararetini gecenin karanlığı da setredemez. Zengen Köyü ile Karaman Belediyesi arasındaki mer’a ihtilafı dolayısıyla vuku bulan olaylar gazetelerde “Karaman’da bir köyün ayaklanması” şeklinde verilmiştir.[1] Karaman’a komşu Zengen köyü ile Belediye arasında yıllardır süren mer’a ihtilafı mahkemeye taşınmıştır. Keşif zabıtları, tapu tahrirleri, ehlivukuf raporları derken Mahkeme Belediye lehine hükmeder. Buraları kadimden beri mer’adır. Ayrıca Mahkemeden tedbir kararı alınarak, 5 bin dekar ekili arazinin mahsulü de Belediyeye teslim edilecektir. Bunun için Belediye 11 kişilik bir heyeti Jandarma refakatinde mahalline göndermiş ve çalışmaya başlamışlardır. Zengen cephesinde gerginlik had safhadadır. Her kafadan bir ses çıkmaktadır. Sinir...

Farklı Zaman, Aynı Akibet

1960’lı yılların sonları. Ayten Lermioğlu Hanımefendi [1], Karaman’dadır. Belh Emîri Rükneddin’in asil, güzel ve nazlı kızını ziyaret eder. Bunlardan daha mühimmi bir nûr kaynağını. Ziyaretinde, “Mevlâna gibi Pîri, bir Allah (cc) sevgilisini can evinde besleyip geliştirecek imana ve şansa sahiptir. Seçilmiş, kutlu bir varlık olduğu için ulu bir zâta, Bahâeddin Veled’e (Sultânu’l-Ulemâ) zevce olmayı Allah (cc) kendisine nasip etmiştir. Evet, Mümine Sultan’ın ezel pazarında biçilen kısmeti böyledir. Belh’te evlenen bu iki bahtlının ilk çocukları Alâeddin’dir. Muhammed Celâleddin ikinci evlat olarak dünyayı şereflendirmiştir. Sultânu’l-Ulemâ’ya kadın; gönüller sultanı Mevlâna’ya ana olan evliyalar güzeli Mümine Hatun, Lârende’de vefat etmiştir. Karamanl...

Karaman’da Kış

Bozkırın ortasındaki şehrin kaderinde kış meşakkat demektir. Felç olan hayat, kapanan yollar, odun yokluğu, şehre inen kurtlar ve iktisadî buhran… Gerçekten de o yıllar zor yıllardı. 1929 kışı  Karaman’da kış “kara” yüzünü göstermiştir. Soğuktan ölen iki sürücünün acı haberi gazete sayfalarına şu şekilde yansır: “Konya’nın Mut kazâsı posta sürücüsü Mustafâ Ağa Karaman Postanesi’nden postayı alıp Mandason karyesinden[1]  Hacı Hatıp efendile Mut’a giderken yolda soğukların şiddetinden donup ölmüşlerdir. Sürücünün silâhıyla posta emânet ve paketleri olduğu gibi mahallî hükûmetine teslim edilmiştir.”[2] 1930 kışı  Ankara ve İstanbul’a kar yağmamasına rağmen Karaman’a mebzûl kar yağmıştır. Karaman-Ermenâk[3] yolunun meşhur bir geçidi olan...

Karaman’ın Telgrafları

H. 26 Şa’bân 1263/ M. 9 Ağustos 1847’de okyanus ötesinden gelen bir îcâd[1], payitahtta hüsnü kabul görür.[2] H. 1265/ M. 1849 başlarında mûcide, şükrân ifadesi olarak Osmanlı Sultanının isminin baş harflerinin etrafına 130 elmasın zarif şekilde yerleştirildiği bir madalya[3] ile berât[4] gönderilmiştir.[5] Abdülmecid Han tarafından taltif edildiğini gazetelerden ve arkadaşlarından öğrenen Morse (Mors), berât ve madalyayı bir yıllık gecikmeyle aldıktan sonra sultana cevabî bir teşekkür mektubu göndermiştir.[6] Ayrıca Morse, maddî olarak da ödüllendirilmiştir.[7] Devlet-i Âliye istimal ettiği 69 makineye mukabil 21 bin 496 frank 5 santim ödülün ilk taksiti olan 5 bin 374 frank 24 santimin Paris Sefâreti aracılığıyla Morse’a iletilmesi için harekete geçmiştir.[8] Morse, H....

Menemen’de Bir Karamanlı

Karaman’da 931’in bir kış günü… Komşuları müftü efendinin elleri kelepçeli bir vaziyette apar topar götürülüşüne bir mânâ veremediler. Pek mübarek, müttakî, mütevâzi ve muhterem bir zât. Hem de müftü. Nasıl bir suç işlemiş olabilirdi ki. Müftü efendinin “evlâdım beni nereye nefyediyorsunuz?” suali cevapsız kaldı. Bilinmez bir yere doğru yol alıyorlardı. Evine dönebilecek miydi?. Bir “hasbinallah” çekti. Zevcesi, evladı ıyalı gözünün önüne geldi. Demirciler Câmii’nde ikindileri verdiği vaaz ve nasihatları aklına geldi. “Ya Sabır” dedi. Musibete karşı da sabır edilmeliydi değil mi. Karaman’ın Tamburacızâde Mustafâ Necâtî Efendi olarak bildiği Müftü Efendi, bu vazifeye Çoğlulu Durmuş Efendi’nin[1] vefatı üzerine getirilmişti. Müftü efendiye söy...

Karaman’da Sağ Sol Çatışması

Ceza Hâkimi İlhan Gökçek, 980/169 esas no.lu davanın kararını zapta geçirmektedir: “Yaz kızım!,  Müşteki ve sanıkların olay tarihinde Karaman Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi oldukları, o günlerde moda olan karşıt görüşlü öğrenciler arasında kavga çıkarma ve karşılıklı çatışmanın olduğu…”[1] Evet o günlerde modadır: Siyah ve beyaz. Dahası karşıt görüşlülerin kavgası ve karşılıklı çatışması… 7 Mayıs 1980 Çarşamba günü yaşları 16 ile 22 arasında değişen Karaman Endüstri Meslek Lisesi’nin talebeleri, iki gruba ayrılarak birbirlerine saldırmışlar. Taşlar ve sopalar havada uçuşmuştur. Okulun camları kırılırken,  öğrencilerden Mehmet Ç. de aldığı taş darbesi yaralanmıştır. Bu olayla ilgili olarak Süleyman E., Ali Rıza E., Hüseyin K., Zeynel ...

Adana’ya Sürülen Bakkal

Karaman 1940’lı yılların başları… Mâzîden tevârüs eden sıkıntılar, dünyada tesirini gösteren iktisâdî buhran, seferberlik ve tek parti döneminin otoriter anlayışı… Fevkalâde hallerde[1] Devletin bünyesini iktisad ve millî müdâfaa bakımından takviye maksadı ile İcrâ Vekilleri Heyetine, Millî Korunma Kanununda[2] gösterilen şekil ve şartlar dairesinde vazife ve salâhiyetler verilir. Yani fevkalâde hale, fevkalâde bir kanun… Neşir tarihi olan 26 Kanûnusânî/Ocak 1940 tarihinden itibaren fırsatçıların[3] kâbusu olacaktır bu kanun. Kanun mal darlığını, stokçuluğu, tekeli ve fiyat zammını da yasaklamıştır. Karaman Zâbıtası bu hususta fırsatçılara göz açtırmamıştır.[4] Bakkal Hüseyin E.’nin[5], narhtan[6] fazlaya sâdeyağı sattığı anlaşılınca Millî Kor...

Kuvvâcı Karaman

Harb-i umûmînin[1] yaraları henüz sarılmamışken, gözü dönmüşler tereddüt etmeden 1335 mayısının ortalarında sulhu bozdular.[2] Mütârekenin 7 nci maddesinin[3] ihlâli gibi bir vaziyet ortada yoktu. Karaman bu istîlâya kayıtsız kalamazdı. Sadârete ve Îtilâf devleti temsilcilerine tel’in telgrafı çektiler. Hülâsa cebren yapılacak istîlâları kanlarının son damlasına kadar men etmeye ahdettiler.[4] Başlarda kafası biraz karışık[5] olan Karaman, Delibaş[6] belâsını başından henüz savmıştı. Kuvâyı Millîye Kumandanı Emin Arslan Bey’in[7] ağzından şu sözler döküldü: “El hubbu vatan minel iman.[8]  Sefer bizim, zafer Allah’ındır…” Onu can kulağıyla dinleyen adamları, gönüllü nefer toplamak üzere Karaman’ın dört bir tarafına dağıldılar. Karaman’ın muhte...

Karamanlı Mûcit

930 yılların ortalarında Karaman. Temmuz güneşi harman yerlerini yakıp, kavurmaktadır. Toprak su testisini havaya kaldırıp su içmenin adı “harman işi” olmuştur. Öküzün boyunduruk, atın falaka ile işe koşulduğu, alın terinin sabırla yoğrulduğu yıllardır. Dahası bir senenin emeği yabalarla havaya savrulmaktadır. Karaman’da traktörün esâmesi bile okunmuyordu[1]. Gazeteler, memleketimizde çok istifâde...

İlk Bayram, İlk Heyecan

Karaman 61’in Haziranına bir başka heyecanla girer. Bu heyecan kozasını delmek isteyen bir kelebeğinkinden daha az değildir. Aylar öncesinde Karaman sevdalısı 33 yürek, dernek çatısı [1] altında bir araya gelir. İstişare üzerine istişareler… Komisyonların (tören, ağırlama, ilmî yönü, eğlence ve malî) teşkili ve tanzim edilen raporlar… Karaman’ın imkânları kısıtlıdır. Olsun. Ağırlama mı, misa...

Zengen’in Belediye İle İmtihanı

964 Temmuzunun son günleri. Günün hararetini gecenin karanlığı da setredemez. Zengen Köyü ile Karaman Belediyesi arasındaki mer’a ihtilafı dolayısıyla vuku bulan olaylar gazetelerde “Karaman’da bir köyün ayaklanması” şeklinde verilmiştir.[1] Karaman’a komşu Zengen köyü ile Belediye arasında yıllardır süren mer’a ihtilafı mahkemeye taşınmıştır. Keşif zabıtları, tapu tahrirleri, ehlivukuf rapo...

Farklı Zaman, Aynı Akibet

1960’lı yılların sonları. Ayten Lermioğlu Hanımefendi [1], Karaman’dadır. Belh Emîri Rükneddin’in asil, güzel ve nazlı kızını ziyaret eder. Bunlardan daha mühimmi bir nûr kaynağını. Ziyaretinde, “Mevlâna gibi Pîri, bir Allah (cc) sevgilisini can evinde besleyip geliştirecek imana ve şansa sahiptir. Seçilmiş, kutlu bir varlık olduğu için ulu bir zâta, Bahâeddin Veled’e (Sultânu’l-Ulemâ) zevce o...

Karaman’da Kış

Bozkırın ortasındaki şehrin kaderinde kış meşakkat demektir. Felç olan hayat, kapanan yollar, odun yokluğu, şehre inen kurtlar ve iktisadî buhran… Gerçekten de o yıllar zor yıllardı. 1929 kışı  Karaman’da kış “kara” yüzünü göstermiştir. Soğuktan ölen iki sürücünün acı haberi gazete sayfalarına şu şekilde yansır: “Konya’nın Mut kazâsı posta sürücüsü Mustafâ Ağa Karaman Postanesi...

Karaman’ın Telgrafları

H. 26 Şa’bân 1263/ M. 9 Ağustos 1847’de okyanus ötesinden gelen bir îcâd[1], payitahtta hüsnü kabul görür.[2] H. 1265/ M. 1849 başlarında mûcide, şükrân ifadesi olarak Osmanlı Sultanının isminin baş harflerinin etrafına 130 elmasın zarif şekilde yerleştirildiği bir madalya[3] ile berât[4] gönderilmiştir.[5] Abdülmecid Han tarafından taltif edildiğini gazetelerden ve arkadaşlarından öğrenen Morse (M...

Menemen’de Bir Karamanlı

Karaman’da 931’in bir kış günü… Komşuları müftü efendinin elleri kelepçeli bir vaziyette apar topar götürülüşüne bir mânâ veremediler. Pek mübarek, müttakî, mütevâzi ve muhterem bir zât. Hem de müftü. Nasıl bir suç işlemiş olabilirdi ki. Müftü efendinin “evlâdım beni nereye nefyediyorsunuz?” suali cevapsız kaldı. Bilinmez bir yere doğru yol alıyorlardı. Evine dönebilecek miydi?. Bir “ha...

Karaman’da Sağ Sol Çatışması

Ceza Hâkimi İlhan Gökçek, 980/169 esas no.lu davanın kararını zapta geçirmektedir: “Yaz kızım!,  Müşteki ve sanıkların olay tarihinde Karaman Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi oldukları, o günlerde moda olan karşıt görüşlü öğrenciler arasında kavga çıkarma ve karşılıklı çatışmanın olduğu…”[1] Evet o günlerde modadır: Siyah ve beyaz. Dahası karşıt görüşlülerin kavgası ve karşılıkl...

Adana’ya Sürülen Bakkal

Karaman 1940’lı yılların başları… Mâzîden tevârüs eden sıkıntılar, dünyada tesirini gösteren iktisâdî buhran, seferberlik ve tek parti döneminin otoriter anlayışı… Fevkalâde hallerde[1] Devletin bünyesini iktisad ve millî müdâfaa bakımından takviye maksadı ile İcrâ Vekilleri Heyetine, Millî Korunma Kanununda[2] gösterilen şekil ve şartlar dairesinde vazife ve salâhiyetler verilir. Yani fevkalâd...

Kuvvâcı Karaman

Harb-i umûmînin[1] yaraları henüz sarılmamışken, gözü dönmüşler tereddüt etmeden 1335 mayısının ortalarında sulhu bozdular.[2] Mütârekenin 7 nci maddesinin[3] ihlâli gibi bir vaziyet ortada yoktu. Karaman bu istîlâya kayıtsız kalamazdı. Sadârete ve Îtilâf devleti temsilcilerine tel’in telgrafı çektiler. Hülâsa cebren yapılacak istîlâları kanlarının son damlasına kadar men etmeye ahdettiler.[4] Ba...